Haberler
Bakan Işıkhan’dan 8. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri’nde Detaylı Değerlendirme
Toplu Sözleşme Süreci Kapsamında Kritik Görüşme
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 2026–2027 dönemini kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme süreci kapsamında, memur konfederasyonları ve sendika genel başkanlarıyla kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda düzenlenen toplantı çerçevesinde devam ediyor ve müzakere sürecinin kritik aşaması olarak öne çıkıyor. Bu süreç, kamu çalışanlarının hakları konusunda geleceğe yönelik adımların belirlendiği bir platform olarak dikkat çekiyor.
Table of Contents
1. Görüşmenin Katılımcıları ve Yapısı
Bu kritik toplantıya, Memur‑Sen Konfederasyonu ve bağlı sendikaların yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve diğer kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. Görüşmelerin başından bu yana taraflar, istişare temeline dayanan bir diyalogla süreci yürüterek “uzlaşı kültürünü” esas aldıklarını belirtiyorlar. Bu yaklaşım, sürecin şeffaf ve katılımcı olması açısından önemli bir referans oluşturuyor.
2. Ön Müzakerelerin Rakamlarla Seyri
5 Ağustos’ta tamamlanan ön müzakerelerde, 11 farklı hizmet kolu ve tüm kamu personeline dair talepler detaylıca ele alındı. Bakan Işıkhan, 1.048 teklif geldiğini ve bu tekliflerin ayrıştırılarak 1.107 madde üzerinden müzakerelerin sürdüğünü duyurdu. Toplu sözleşme süreci, sadece sayısal bir artış veya iyileştirme değil; aynı zamanda adalet, hakkaniyet ve alın terine saygı şiarlarının masada buluştuğu bir süreç olarak tanımlandı.X (formerly Twitter)+11bigpara.hurriyet.com.tr+11Facebook+11bigpara.hurriyet.com.tr

3. Hükümetin İlk Zam Teklifi: Detaylar ve Tepkiler
Hükümetin 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecindeki ilk maaş zammı teklifi şu şekilde açıklandı:
| Yıl | 1. Yarı | 2. Yarı |
|---|---|---|
| 2026 | %10 | %6 |
| 2027 | %4 | %4 |
Bu teklif, kamu işveren heyetinin başlangıç noktası olarak sunuldu.Kamudan Haber+4Diken – Yaramazlara biraz batar!+4bigpara.hurriyet.com.tr+4
Ancak sendikalardan özellikle Memur‑Sen cephesinden sert tepki geldi. Genel Başkan Ali Yalçın, “Refah payı ve taban aylık artışı olmadan bu ciddiyetsiz teklifi reddediyoruz. Enflasyonun gerçekliği yok, emekçinin sesi yok” ifadelerini kullanarak teklife adeta meydan okudu ve 81 ilde protesto yapılacağını duyurdu.YouTube+10Diken – Yaramazlara biraz batar!+10Kamudan Haber+10
4. Sendikal Talepler: Beklentiler Neden Yüksek?
Taleplerin bu denli güçlü olmasının ardında, memur ve emekli kesimin ekonomik gerçeklikleri, yüksek enflasyon, geçim zorlukları ve kayıpların telafi edilmesi ihtiyacı yer alıyor. Memur‑Sen’in talepleri ise hayli iddialı: 2026 yılı için %88 toplam zam ve 10 bin TL taban aylık artışı; 2027 için ise %47 zam ve 7.500 TL taban aylık isteniyor. Söz konusu talepler, sadece maaş artışı değil, adaletli gelir dağılımının sağlanması yönünde sembolik bir karşılık olarak görülüyor.Diken – Yaramazlara biraz batar!+2T24+2

5. Toplu Sözleşme Sürecinde Sonraki Adımlar
Toplu Sözleşme süreci, önümüzdeki günlerde yeni teklifler, masaya yansıtılan ek talepler ve enflasyon farkları gibi konularla şekillenecek. Katılımcıların hem ekonomik gerçekliğe hem adil taleplere odaklanmaları, sürecin sağlıklı yürümesini sağlayacak. Eğer uzlaşı sağlanmazsa, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu devreye girecek ve karar verecek.Instagram+8Diken – Yaramazlara biraz batar!+8bigpara.hurriyet.com.tr+8
6. Değerlendirme: Toplu Sözleşme Süreci Ne Anlama Geliyor? (200+ Kelime)
Toplu sözleşme süreci, yalnızca maaş oranlarının değil; yaşam standartlarının, emek hakkının ve çalışma barışının da teminatı olarak görülmesi gereken kritik bir dönemdir. Bu kapsamda “toplu sözleşme süreci”, kamu çalışanlarının sesini duyurmaları, taleplerini dillendirmeleri için bir platform sağlar. 2002’den bugüne yapılan iyileştirmelere vurgu yapan hükümet, bu sürece sosyal diyalog ve katılımcı yönetim anlayışı ile yaklaştığı mesajını veriyor.
Ancak ekonomik gerçeklikler ortada: yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri, emeklilikte güvencesizlik, düşük taban maaşlar ve adaletsiz gelir dağılımı gibi sorunlar kamu çalışanlarını zor durumda bırakıyor. Bu nedenle sendikaların güçlü talepleri, yalnızca maaş talebi değil; “geçmişi affetmeyen bir adalet ve geleceğe dair güven isteği” olarak okunmalı.
Geleceğe dair umut, uzlaşmalı ve adil bir anlaşmada yatıyor. Hem ekonomik sürdürülebilirlik hem kamu çalışanlarının refahını birlikte sağlamak zorunlu. Ayrıca, bu süreç ileride hükümetin emek karşısındaki yaklaşımının bir ölçüsü olarak tarihe geçecek.
Haberler
Amerika’nın Venezuela Senaryosu Üzerinden Dünya Siyasetinde Açılabilecek Tehlikeli Kapı
Uluslararası ilişkiler tarihinde bazı olaylar vardır ki yaşanmış olmaları gerekmez; ihtimallerinin bile konuşulması dünya düzeni açısından ürkütücüdür. Son günlerde küresel kamuoyunda tartışılan ve “ya gerçekten böyle olsaydı?” sorusunu gündeme getiren varsayımsal bir senaryo da tam olarak bunu yapıyor: ABD’nin Venezuela’ya doğrudan askeri müdahalede bulunarak bir devlet başkanını zorla görevden alması.
Bu yazı, yaşanmış bir olayı değil; uluslararası hukuk, güç dengeleri ve yakın tarih örnekleri ışığında böyle bir adımın ne anlama geleceğini ele alan bir analizdir. Çünkü günümüz dünyasında asıl tehlike, fiilen yapılanlardan çok, yapılabilir hâle gelenlerdir.
Egemenlik Kavramı Bir Gün Gerçekten Anlamsızlaşırsa
Modern dünya düzeninin temel taşlarından biri, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nda açıkça tanımlanan egemenlik ilkesidir. Buna göre hiçbir devlet, başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına zor kullanarak müdahale edemez. Teoride.
Ancak pratikte bu ilke, özellikle büyük güçler söz konusu olduğunda sık sık esnetilmiş, hatta tamamen görmezden gelinmiştir. Irak, Libya, Afganistan gibi örnekler hâlâ hafızalardayken, Venezuela üzerinden kurgulanan bu senaryo şu soruyu sorduruyor:
“Eğer bir süper güç, başka bir ülkenin liderini askeri operasyonla alıp götürmeyi normalleştirirse, dünyada hangi ülke gerçekten güvende kalabilir?”
Bu tür bir adım yalnızca hedef alınan ülkeyi değil, tüm uluslararası sistemi çökertecek bir emsal yaratır.
ABD’nin Latin Amerika Geçmişi: Varsayım mı, Alışkanlık mı?
Bu senaryonun bu kadar inandırıcı bulunmasının sebebi, tarihsiz bir hayal ürünü olmaması. ABD’nin Latin Amerika ile ilişkileri, 19. yüzyıldan bu yana “arka bahçe” mantığıyla şekillendi.
1823’te ilan edilen Monroe Doktrini, Avrupa’nın kıtaya müdahalesini engellemeyi amaçlıyordu. Ancak zamanla bu doktrin, Washington’ın bölgeye dilediği gibi müdahale etmesinin ideolojik zeminine dönüştü.
Panama, Guatemala, Şili, Nikaragua, Grenada… Liste uzayıp gidiyor.
Dolayısıyla Venezuela gibi devasa enerji kaynaklarına sahip, üstelik ABD ile ideolojik olarak sorunlu bir ülke üzerinden böyle bir senaryonun tartışılması bile, küresel güvensizliği derinleştiriyor.

Demokrasi Söylemi mi, Kaynak Gerçeği mi?
Varsayımsal senaryolarda sıkça kullanılan gerekçeler tanıdık:
“Uyuşturucuyla mücadele”,
“insan hakları”,
“demokratik geçiş”.
Ancak modern tarihte bu söylemlerin çoğu zaman ekonomik ve stratejik çıkarların vitrini olduğu artık neredeyse kimse tarafından inkâr edilmiyor.
Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip. Enerji güvenliği, büyük güçlerin kırmızı çizgisi. Böyle bir tabloda, askeri müdahalenin ahlaki gerekçeleri ne kadar yüksek sesle dile getirilirse getirilsin, asıl motivasyon sorgulanmadan edilemiyor.
Böyle Bir Adım Atılırsa Dünya Ne Olur?
Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak tablo son derece sarsıcı olurdu:
- Birleşmiş Milletler fiilen işlevsizliğini ilan etmiş olurdu
- Küçük ve orta ölçekli devletler, güvenliklerini sorgulamaya başlardı
- Bölgesel silahlanma hızlanırdı
- “Önleyici savunma” gerekçesiyle daha fazla müdahale meşrulaşırdı
Kısacası dünya, hukukun değil gücün belirleyici olduğu bir düzene doğru hızla sürüklenirdi.
Pandora’nın Kutusu Bir Kez Açılırsa
Uluslararası ilişkilerde en tehlikeli şey, emsaldir. Bir kez “bu yapılabilir” algısı yerleştiğinde, yarın başka bir coğrafyada, başka bir lider için aynı senaryo masaya konabilir.
Bugün Venezuela üzerinden tartışılan bu ihtimal, yarın Orta Doğu’da, Afrika’da ya da Asya’da bir başka ülkenin kapısını çalabilir. İşte bu yüzden mesele yalnızca bir ülke ya da bir lider meselesi değildir; küresel düzenin geleceği meselesidir.

Türkiye ve Benzeri Ülkeler Açısından Okuma
Bu tür senaryolar, özellikle kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışan ülkeler açısından uyarıcıdır. Yakın tarih, dış müdahalelere karşı siyasi birlik ve caydırıcı güç olmadan ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu defalarca göstermiştir.
Egemenlik, sadece anayasal bir kavram değil; korunmadığı anda buharlaşan bir haktır.

Sonuç: Asıl Tehlike Sessizliktir
Bu yazıda anlatılanlar yaşanmış bir olay değil, ama yaşanması mümkün hâle gelen bir dünyanın fotoğrafıdır. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Büyük güçler sınırları zorlar; eğer karşılarında ilkesel bir duruş yoksa, o sınırlar tamamen ortadan kalkar.
Bugün konuşulan bu senaryo, aslında şu sorunun etrafında dönüyor:
Dünya, güçlü olanın her şeyi yapabildiği bir düzene razı mı olacak, yoksa hukuku gerçekten savunacak mı?
Bu sorunun cevabı, sadece Venezuela’nın değil, hepimizin geleceğini belirleyecek.
Haberler
Enflasyon 2025 Yılını Yüzde 30,89 ile Kapattı: Beklentilerin Altında Gelen Aralık Verileri Ne Anlama Geliyor?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayına ilişkin açıkladığı tüketici ve üretici fiyat endeksi verileri, 2025 yılının enflasyon karnesini ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, yılın son ayında hem aylık hem de yıllık bazda beklentilerin altında kalan bir enflasyon görünümüne işaret ederken, fiyat artışlarında ivme kaybının sürdüğünü gösterdi.
Aralık Ayı Rakamları Ne Diyor?
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşti. Böylece enflasyon, 2024 yılına kıyasla belirgin bir düşüş kaydederken, piyasa beklentilerinin de hafif altında kaldı.
Aylık bazda enflasyon ise yüzde 0,89 ile ölçüldü. Bloomberg HT’nin gerçekleştirdiği anketlerde aylık enflasyon beklentisi yüzde 0,97, yıllık beklenti ise yüzde 31 seviyesindeydi. Bu açıdan bakıldığında Aralık verileri, piyasanın öngördüğünden daha ılımlı bir tablo sundu.
Çekirdek Enflasyon Ne Diyor?
Gıda, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altın gibi oynak kalemlerin dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon (C endeksi) yıllık bazda yüzde 31,08 olarak açıklandı. Çekirdek enflasyonun manşet enflasyona yakın seyretmesi, fiyat artışlarının daha genele yayılan bir yapıdan yavaş yavaş çıkmaya başladığına dair yorumlara neden oldu.
Ekonomistler, çekirdek enflasyondaki sınırlı gerilemenin özellikle hizmet fiyatlarındaki yavaşlama ile ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.

Üretici Fiyatlarında Daha Belirgin Düşüş
TÜİK verileri, üretici fiyatlarında tüketiciye kıyasla daha hızlı bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor. 2025 yılı genelinde üretici fiyatları yıllık bazda yüzde 27,67 arttı. Aralık ayında ise üretici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 0,75 ile sınırlı kaldı.
Bu tablo, maliyet baskılarının özellikle sanayi ve imalat tarafında hafiflediğini gösteriyor. Uzmanlara göre üretici tarafındaki bu rahatlama, gecikmeli olarak tüketici fiyatlarına da yansıyabilir.
Ekonomi literatüründe sıkça vurgulanan bu ilişki, 2026’nın ilk ayları için daha iyimser beklentilerin oluşmasına neden oldu.
Gıda, Ulaştırma ve Konut: Enflasyonu Sürükleyen Üçlü
Yıl boyunca fiyat artışlarının sürükleyici unsurları değişmedi. TÜİK’in açıkladığı ana harcama grupları içinde en yüksek ağırlığa sahip üç kalemde yıllık değişimler dikkat çekti:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %28,31
- Ulaştırma: %28,44
- Konut: %49,45
Bu üç grubun yıllık değişime etkisi toplamda oldukça yüksek oldu. Özellikle konut grubundaki artış, kira ve enerji maliyetlerinin hâlâ önemli bir baskı unsuru olduğunu gösterdi.
Aylık bazda ise ulaştırma grubunda yaşanan düşüş, akaryakıt fiyatlarındaki düzeltmenin etkisini ortaya koydu. Gıda tarafında ise mevsimsel etkiler ve işlenmemiş ürünlerdeki gerileme sınırlı bir rahatlama sağladı.

Aylık Değişimlerde Dikkat Çeken Detaylar
Aralık ayındaki aylık değişimlere bakıldığında tablo biraz daha dengeli:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %1,99 artış
- Ulaştırma: %1,03 azalış
- Konut: %1,39 artış
Ulaştırma grubunda görülen düşüşte, akaryakıt fiyatlarında yılın son ayında yaşanan düzeltmenin etkili olduğu belirtiliyor. Gıdada ise işlenmemiş ürünlerdeki gerileme, kırmızı et fiyatlarındaki artış nedeniyle sınırlı kaldı.
Hizmet Enflasyonu Üç Yılın En Düşük Seviyesinde
Aralık ayı verilerinde en dikkat çeken başlıklardan biri de hizmet enflasyonu oldu. Hizmet fiyatları aylık bazda yüzde 0,89 artarak son üç yılın en düşük aylık artış oranına geriledi.
Bu gelişme, özellikle kira, lokanta-otel ve ulaştırma hizmetlerinde fiyat artış hızının yavaşladığına işaret ediyor. Uzmanlara göre hizmet enflasyonundaki bu düşüş, sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin artık daha net hissedilmeye başladığını gösteriyor.
TCMB’nin Beklentileriyle Uyumlu Bir Sonuç
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son raporlarında 2025 yılı için fiyat artış tahmin aralığını yüzde 31–33 olarak güncellemişti. Açıklanan gerçekleşme, bu aralığın alt sınırına oldukça yakın bir noktada kaldı.
Aralık ayı Para Politikası Kurulu toplantı özetlerinde de, fiyat artışlarının öngörülenden daha ılımlı gelebileceğine yönelik değerlendirmelere yer verilmişti. Özellikle gıda fiyatlarında Kasım ayında başlayan olumlu seyrin Aralık’ta da sürdüğü vurgulanmıştı.
Öncü Göstergeler de Aynı Yönde Sinyal Verdi
Aralık ayı için açıklanan öncü göstergeler de TÜİK verileriyle büyük ölçüde örtüştü. İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 1,23, yıllık bazda ise yüzde 37,68 olarak gerçekleşti.
Türk-İş’in gıda verileri de aylık bazda yüzde 1,06, yıllık bazda yüzde 40,15 seviyesine gerileyerek fiyat artış hızında yavaşlamaya işaret etti.
Bu veriler, Aralık ayında fiyat hareketlerinin daha kontrollü seyrettiğini teyit etti.
Emekli ve Memur Zamları Açısından Ne Anlama Geliyor?
Yılın son verileriyle birlikte emekli ve memur maaş artışlarında dikkate alınacak oranlar da netleşmiş oldu. Özellikle hizmet grubundaki yavaşlama, ücret artışlarının reel etkisi açısından kritik bir rol oynuyor.
Ekonomi yönetimi, 2026 yılında fiyat istikrarına yönelik adımların daha belirgin sonuçlar üretmesini hedefliyor. Bu çerçevede iç talep dengelenmesi, kredi politikaları ve mali disiplin ön plana çıkmaya devam edecek.

2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
Genel Değerlendirme
2025 yılının son verileri, fiyat artış hızında belirgin bir düşüş eğiliminin oluştuğunu gösteriyor. Aylık ve yıllık bazda beklentilerin altında kalan rakamlar, ekonomik programın etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte uzmanlar, konut ve hizmet gruplarında yapısal sorunların tamamen ortadan kalkmadığını ve 2026 boyunca dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Yine de yılın kapanışı, piyasa açısından “beklenenden daha dengeli” bir tablo sunuyor.
Sonuç olarak açıklanan veriler, 2025’in ekonomik açıdan belirsizliklerle dolu ama aynı zamanda dengelenme sinyalleri veren bir yıl olarak kayda geçtiğini gösteriyor. Fiyat artış hızındaki yavaşlama, tek başına refah artışı anlamına gelmese de öngörülebilirliğin güçlenmesi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde atılacak adımların kalıcılığı, sadece rakamların değil, hanehalkının günlük hayatında hissedilen etkilerin de belirleyici olacağı yeni bir sürecin kapısını aralıyor. Ekonomide asıl sınavın, bu kazanımların sürdürülebilirliğinde yaşanacağı görülüyor.
Spor
2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
Futbol dünyasının en büyük organizasyonu olan 2026 FIFA Dünya Kupası için geri sayım başladı. ABD, Meksika ve Kanada’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek dev turnuva, yalnızca saha içindeki rekabetle değil, bilet süreciyle de şimdiden milyonlarca futbolseverin gündeminde. Özellikle “2026 Dünya Kupası bileti nasıl alınır?” sorusu, son aylarda internet üzerinde en çok aratılan başlıklardan biri hâline geldi.
FIFA, artan talep ve bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla Dünya Kupası bilet satış sürecini detaylarıyla kamuoyuna açıkladı. Açıklanan takvime göre biletler üç ana aşamada satışa sunuluyor ve her aşamanın kendine özgü kuralları bulunuyor.
2026 Dünya Kupası Bilet Süreci Nasıl İşliyor?
FIFA tarafından belirlenen sistem, önceki Dünya Kupalarına benzer şekilde başvuru + kura + doğrudan satış mantığına dayanıyor. Ama 2026 turnuvası, 48 takımın katılacak olması ve üç ülkeye yayılması nedeniyle şimdiye kadarki en yoğun bilet talebinin yaşanacağı organizasyon olarak görülüyor.
Bu nedenle FIFA, taraftarları yalnızca resmi kanalları kullanmaları konusunda özellikle uyarıyor.

Birinci ve İkinci Bilet Başvuru Dönemi Tamamlandı
1. Aşama – Sponsor Kart Sahiplerine Özel Başvuru
2026 Dünya Kupası bilet satışlarının ilk aşaması 10–19 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu dönemde başvuru yapabilmek için FIFA’nın resmi sponsorlarından birine ait kredi kartına sahip olmak gerekiyordu.
Bu aşama, sınırlı sayıda taraftara açıktı ve daha çok “öncelikli erişim” avantajı sunuyordu. Yoğun talep nedeniyle bu dönemde yapılan başvuruların büyük bölümü kura yöntemiyle değerlendirildi.
2. Aşama – Genel Başvuru Dönemi
İkinci başvuru aşaması ise 27–31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu dönem, sponsor kartı şartı olmaksızın tüm futbolseverlere açık şekilde düzenlendi.
Bu aşamada da:
- Maç seçimi yapıldı
- Kategori tercihleri belirtildi
- Başvurular kura sistemine alındı
FIFA, ikinci aşamada da talebin arzın çok üzerinde olduğunu ve birçok maç için biletlerin birkaç dakika içinde tükendiğini açıkladı.
En Kritik Aşama: Üçüncü Bilet Satış Dönemi
FIFA’ya göre en yoğun talebin yaşanacağı üçüncü ve son büyük başvuru aşaması, 5 Aralık’ta Washington’da yapılacak grup kura çekiminin ardından başlayacak.
Bu aşamayı diğerlerinden ayıran en önemli fark, artık:
- Grupların belli olması
- Maç eşleşmelerinin netleşmesi
- Hangi şehirde hangi maçın oynanacağının kesinleşmesi
olacak.
Üçüncü Aşamada Hangi Biletler Satışa Çıkacak?
Bu dönemde taraftarlar şu kategorilerde bilet başvurusu yapabilecek:
- Grup maçları için biletler
- Şimdiden kesinleşmiş karşılaşmalar
- Takıma özel tribün (TST – Team Specific Tickets) biletleri
- Bir takımın tur atlaması hâlinde otomatik olarak aktif olan maç biletleri
Özellikle “takıma özel bilet” seçeneği, milli takımını turnuva boyunca takip etmek isteyen taraftarlar için büyük avantaj sağlıyor.
2026 Dünya Kupası Biletleri Nereden Alınır?
FIFA bu konuda net ve tartışmaya kapalı bir açıklama yaptı:
2026 Dünya Kupası biletleri yalnızca ve yalnızca
👉 FIFA.com/tickets adresi üzerinden satılacaktır.
Bunun dışında:
- Sosyal medya hesapları
- Aracı siteler
- Instagram / WhatsApp üzerinden yapılan satışlar
kesinlikle resmi değildir.

Resmî Yeniden Satış Platformu Aktif
FIFA, Ekim ayından itibaren resmî bilet yeniden satış platformunu da devreye aldı. Bu sistem sayesinde:
- Bilet sahipleri, kullanamayacakları biletleri FIFA onaylı sistemde satabiliyor
- Alıcılar, sahte bilet riskine girmeden güvenli şekilde satın alma yapabiliyor
Bu platform, özellikle üçüncü aşamada bilet bulamayan taraftarlar için önemli bir alternatif olacak.
Milli Takımlara Özel Kontenjanlar Olacak
FIFA ayrıca, turnuvaya katılmaya hak kazanan ülkelerin federasyonlarına özel taraftar kontenjanı ayrılacağını duyurdu. Yani bazı milli takımlar:
- Kendi taraftarları için ayrı bilet başvuruları açabilecek
- Bu biletler federasyonlar aracılığıyla dağıtılabilecek
Bu sürecin detayları, her ülkenin futbol federasyonu tarafından ayrıca açıklanacak.
ABD Vizesi İçin Dünya Kupası Bileti Avantaj Sağlayacak
2026 Dünya Kupası maçlarının büyük bölümü ABD’de oynanacağı için vize konusu da taraftarların en çok merak ettiği başlıklardan biri hâline geldi.
ABD yönetimi, turnuvaya özel olarak “FIFA Pass” uygulamasını duyurdu.
Bu uygulamaya göre:
- Dünya Kupası bileti sahibi olan taraftarlar
- ABD vizesi için hızlandırılmış randevu alma hakkı elde edecek
Önemli bir not:
Bu sistem vize garantisi sağlamıyor, yalnızca randevu sürecini hızlandırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, kararı Beyaz Saray’da yapılan 2026 Dünya Kupası toplantısının ardından duyurdu. FIFA Başkanı Gianni Infantino ise konuyla ilgili olarak:
“Bir biletiniz varsa, vize randevusu almak için öncelik kazanacaksınız.”
ifadelerini kullandı.
2026 Dünya Kupası Ne Zaman Başlayacak?
2026 FIFA Dünya Kupası:
- 11 Haziran 2026 tarihinde başlayacak
- 19 Temmuz 2026 tarihinde oynanacak final maçıyla sona erecek
Turnuva:
- 48 takım
- 16 farklı şehir
- ABD, Meksika ve Kanada genelinde
düzenlenecek.

Yalova’dan Acı Haber: DEAŞ Operasyonunda 3 Polis Şehit Oldu
Sonuç: Erken Davranan Kazanacak
2026 Dünya Kupası, yalnızca futbol açısından değil, bilet, seyahat ve vize planlaması açısından da şimdiye kadarki en karmaşık organizasyonlardan biri olacak. FIFA’nın üç aşamalı sistemi, talebi dengelemeyi amaçlasa da özellikle üçüncü aşamada bilet bulmak ciddi bir yarışa dönüşecek.
Bu nedenle uzmanlar:
- FIFA.com/tickets hesabının şimdiden oluşturulmasını
- E-posta bildirimlerinin açık tutulmasını
- Resmî duyuruların düzenli takip edilmesini
öneriyor.
Futbol tarihinin en büyük Dünya Kupası’nı tribünden izlemek isteyenler için süreç resmen başlamış durumda.
-
Kültür-Sanat3 hafta agoMısır Piramitlerinin Adeta “Ben Geliyorum” Diyen Gelişim Aşamaları
-
Eğlence3 hafta agoEvde Tek Başına Filmi Hakkında Az Bilinenler: 12 Hafta Boyunca Gişede Zirvede Kalan Film
-
Teknoloji3 hafta agoOtomatik Vites Araba Kullanan Herkesin Bilmesi Gereken Hayati Detaylar
-
Teknoloji3 hafta agoUygun Fiyatlı “ChatGPT Go” Türkiye’de Erişime Açıldı: İşte Fiyatı ve Özellikleri
-
Teknoloji3 hafta agoYıldırım Hareket Halindeki Bir Otomobilin Üstüne Düşerse Ne Olur?
-
Kültür-Sanat3 hafta agoNoel’in 25 Aralık’ta Kutlanmasının Sebebi Gerçekten Hz. İsa’nın Doğumu mu?
-
Haberler1 hafta agoEnflasyon 2025 Yılını Yüzde 30,89 ile Kapattı: Beklentilerin Altında Gelen Aralık Verileri Ne Anlama Geliyor?
-
Spor2 hafta ago2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
