Teknoloji
OpenAI’ın Kazancı Dudak Uçuklattı: Yapay Zekâ Darphane Gibi Para Basıyor!
Yapay zekâ alanında devrim yaratan OpenAI, gelir rakamlarıyla teknoloji dünyasını bir kez daha şaşırttı. İsimsiz bir kaynağın sızdırdığı verilere göre, ChatGPT’nin geliştiricisi olan şirket, son bir yılda 12 milyar dolarlık gelir elde etti. Bu rakam, aylık 1 milyar dolar kazanç anlamına geliyor. Daha yılın başında aylık geliri 500 milyon dolar olarak açıklanan şirketin bu denli hızlı yükselişi, yapay zekânın sadece teknolojik değil, aynı zamanda finansal bir devrim olduğunu da gözler önüne serdi.
ChatGPT’nin Kullanıcı Sayısı Rekor Kırıyor
OpenAI’ın üretken aracı olan ChatGPT, yalnızca kazançta değil, kullanıcı sayısında da ciddi bir sıçrama yaşıyor. 2025 Mart ayında 500 milyon haftalık aktif kullanıcıya sahip olduğu duyurulan platform, Temmuz sonu itibarıyla bu sayıyı 700 milyona çıkardı. Bu artış, OpenAI’ın sunduğu hizmetlerin küresel çapta nasıl benimsendiğini açıkça ortaya koyuyor.

Gelir Artışı Tahminleri Aştı
OpenAI, 2025 yılı başında yaptığı resmi açıklamada yıllık gelir beklentisini 6 milyar dolar olarak açıklamıştı. Ancak aradan geçen birkaç ayda bu tahminler iki katına çıkarak 12 milyar dolarlık ciroya ulaştı. Teknoloji dünyasında nadiren görülen bu kadar hızlı bir büyüme, yatırımcıların gözünü OpenAI’a çevirmiş durumda.
Üstelik şirket yalnızca bireysel kullanıcılardan değil; kurumsal müşterilere sunduğu API erişimleri, ChatGPT Plus, Team ve Pro planları gibi çok katmanlı ücretlendirme sistemlerinden de büyük gelir elde ediyor. Bu sistemler sayesinde kullanıcı deneyimi kişiselleştirilirken, şirketin kâr marjı da katlanarak artıyor.
Masraflar da Arttı: OpenAI Ne Kadar Harcıyor?
Yüksek gelir beraberinde büyük harcamaları da getiriyor. OpenAI, yıl başında yaptığı bir açıklamada 2025 yılı boyunca toplamda 7 milyar dolarlık bir harcama öngördüklerini açıklamıştı. Ancak ChatGPT’ye olan ilginin beklenenden çok daha fazla olması, bu rakamı revize ettirdi. Güncel bilgilere göre şirketin bu yılki nakit harcaması 8 milyar doları aşacak.
Harcamaların büyük bir kısmı ise sunucu altyapısı ve yapay zekâ modellerinin eğitimi için kullanılıyor. Bilindiği üzere, ChatGPT gibi modellerin çalıştırılabilmesi için devasa sunucu gücüne ve enerjiye ihtiyaç duyuluyor. OpenAI bu nedenle sunucu kiralama ve veri merkezi altyapısı için 14 milyar dolarlık bir bütçe ayırmış durumda.

Yapay Zekâ Endüstrisi Altın Çağını Yaşıyor
OpenAI’ın elde ettiği bu gelir ve kullanıcı sayısı, sadece şirketin değil tüm yapay zekâ sektörünün nasıl büyüdüğünü ortaya koyuyor. Google, Meta ve Amazon gibi teknoloji devleri de benzer alanlarda yatırımlarını artırırken, OpenAI rakiplerinden bir adım önde görünüyor.
Üstelik şirketin yalnızca ChatGPT ile sınırlı kalmayıp, DALL·E, Whisper, Codex ve Sora gibi diğer yapay zekâ projeleriyle de geniş bir ürün yelpazesi sunması, gelir potansiyelini katbekat artırıyor.
Gizlilik ve Güvenlik Tartışmaları Gündemde
OpenAI’ın büyümesiyle birlikte eleştiriler de artıyor. Özellikle kullanıcı verilerinin gizliliği, içeriklerin doğruluğu bağımlılığı gibi konular, uzmanlar tarafından sık sık gündeme getiriliyor. Geçtiğimiz aylarda Sam Altman’ın yaptığı “Kendinizi ChatGPT’ye ifşa etmeyin” uyarısı, bu tartışmaları daha da alevlendirmişti.
Kimi eğitim kurumları hâlâ ChatGPT kullanımına sınırlama getirirken, bazı ülkeler bu tarz yapay zekâ araçlarını entegre eğitim sisteminin parçası haline getiriyor. Bu ikilem, OpenAI’ın küresel düzeyde farklı regülasyonlara uyum sağlamak zorunda kalmasına neden oluyor.
Gelecek: Daha Fazla Para, Daha Fazla Sorumluluk
OpenAI’ın geliri ne kadar artarsa, etik ve sosyal sorumlulukları da o kadar büyüyor. Şirketin önümüzdeki dönemlerde şeffaflık, erişim eşitliği ve eğitimle ilgili yeni politikalar açıklaması bekleniyor. Bu noktada, kazancın sürdürülebilir olması için sadece teknoloji değil, toplumsal uyum da büyük önem taşıyor.
Sonuç: Yapay Zekâ Çağının Zirvesinde OpenAI
OpenAI, sadece bir teknoloji şirketi olmanın ötesine geçerek, yapay zekâ çağının finansal lideri haline geldi. 12 milyar dolarlık yıllık gelir, haftalık 700 milyon aktif kullanıcı ve milyarlarca dolarlık altyapı yatırımı, bu şirketin yalnızca bugünü değil, geleceği de yöneteceğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde OpenAI’ın daha büyük projeler ve modellerle sektörü domine etmesi beklenirken, yatırımcılar, eğitimciler ve sıradan kullanıcılar bu devin atacağı yeni adımları merakla bekliyor.
Teknoloji
Galaxy S26 ve iPhone 17 Pro Karşılaştırması
Akıllı telefon dünyasında rekabet her geçen yıl daha da kızışırken, teknoloji devleri Samsung ve Apple, amiral gemisi modelleriyle kullanıcı deneyimini yeniden tanımlamaya devam ediyor. 2026 yılı itibarıyla karşımıza çıkan Samsung Galaxy S26 ve iPhone 17 Pro, sadece teknik özellikleriyle değil, sundukları ekosistem ve kullanıcı alışkanlıklarıyla da büyük bir karşılaştırmanın merkezinde yer alıyor.
Bu içerikte, Galaxy S26 ve iPhone 17 Pro modellerini kamera, ekran, batarya, performans ve yazılım gibi kritik başlıklar altında detaylı şekilde inceleyerek hangi cihazın kime daha uygun olduğunu analiz ediyoruz.
Akıllı Telefon Savaşında Yeni Perde
Samsung ve Apple arasındaki rekabet artık sadece donanım yarışı değil. Bu iki marka:
- Kullanıcı deneyimi
- Yazılım optimizasyonu
- Kamera teknolojisi
- Yapay zeka entegrasyonu
gibi alanlarda da birbirine üstünlük kurmaya çalışıyor.
Galaxy S26 ve iPhone 17 Pro, bu rekabetin en güncel ve en güçlü temsilcileri olarak öne çıkıyor.
Tasarım ve Ekran: Minimalizm mi Premium Hissiyat mı?


4
Her iki cihaz da 6.3 inç ekran boyutuyla geliyor. Bu, günümüzde “ideal amiral gemisi boyutu” olarak kabul ediliyor. Ancak detaylara indiğimizde ciddi farklar ortaya çıkıyor.
Galaxy S26
- 6.3 inç Dynamic AMOLED 2X ekran
- Daha ince çerçeveler
- 7.2 mm ultra ince tasarım
- Daha hafif ve ergonomik yapı
Samsung, ekran teknolojisinde yıllardır liderliğini koruyor. AMOLED panelin sunduğu canlı renkler ve yüksek parlaklık seviyesi, özellikle multimedya tüketiminde fark yaratıyor.
iPhone 17 Pro
- 6.3 inç LTPO Super Retina XDR OLED
- Daha kalın ama daha sağlam yapı
- 8.8 mm kalınlık ve 206 gram ağırlık
- Titanyum kasa ile premium hissiyat
Apple ise daha dengeli renk kalibrasyonu ve gerçekçi görüntü sunma konusunda öne çıkıyor. Ayrıca LTPO teknolojisi sayesinde adaptif yenileme hızıyla pil tasarrufu sağlıyor.
👉 Sonuç:
Görsel canlılık isteyenler için Galaxy S26, doğal renk isteyenler için iPhone 17 Pro öne çıkıyor.
Performans: Exynos mu A Serisi mi?
Akıllı telefonların kalbi olan işlemci tarafında iki dev yine karşı karşıya.
Galaxy S26
- Exynos 2600 (2nm mimari)
- Daha düşük güç tüketimi
- Gelişmiş yapay zeka işlemleri
iPhone 17 Pro
- Apple A19 Pro (3nm mimari)
- Daha güçlü tek çekirdek performansı
- iOS optimizasyon avantajı
Apple, işlemci ve yazılımı birlikte geliştirdiği için performans tarafında hâlâ ciddi bir avantaj sağlıyor. Ancak Samsung’un 2nm mimariye geçiş yapması, enerji verimliliği açısından önemli bir sıçrama anlamına geliyor.
👉 Sonuç:
Ham performansta iPhone önde, verimlilikte Galaxy S26 dikkat çekiyor.
Kamera: Megapiksel mi İşleme Gücü mü?



Kamera tarafı, kullanıcıların en çok önem verdiği alanlardan biri.
S26 Kamera Sistemi
- 50 MP ana kamera
- 12 MP ultra geniş açı
- 10 MP telefoto
Samsung, özellikle zoom ve gece çekimlerinde güçlü sonuçlar sunuyor.
17 Pro Kamera Sistemi
- 48 MP + 48 MP + 48 MP üçlü sistem
- Daha gelişmiş video performansı
- Sinematik mod ve renk doğruluğu
Apple ise video çekiminde açık ara önde. Ayrıca fotoğraf işleme algoritmaları sayesinde daha dengeli sonuçlar elde ediliyor.
👉 Sonuç:
Fotoğraf çeşitliliği ve zoom → Galaxy S26
Video ve stabilite → iPhone 17 Pro
Batarya ve Şarj: Hangisi Daha Uzun Gidiyor?
Batarya konusu, kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen en kritik faktörlerden biri.
Galaxy S26
- 4.300 mAh batarya
- Daha uzun ekran süresi
- Daha hızlı şarj desteği
iPhone 17 Pro
- 3.998 mAh batarya
- Yazılım optimizasyonu sayesinde verimli kullanım
- MagSafe ekosistemi
Samsung kapasite olarak önde olsa da Apple, iOS optimizasyonu sayesinde bu farkı büyük ölçüde kapatıyor.
👉 Sonuç:
Kağıt üzerinde Galaxy önde, gerçek kullanımda başa baş.
Yazılım ve Ekosistem: Android vs iOS
Galaxy S26
- Android 16
- One UI 8.5
- Daha fazla özelleştirme
iPhone 17 Pro
- iOS 26
- Daha stabil ve güvenli yapı
- Apple ekosistem entegrasyonu
Android tarafı özgürlük sunarken, iOS tarafı sadelik ve stabilite sunuyor.
👉 Sonuç:
Özgürlük isteyen → Samsung
Sorunsuz deneyim isteyen → Apple
Teknik Özellik Tablosu
| Özellik | Galaxy S26 | iPhone 17 Pro |
|---|---|---|
| Ekran | 6.3” AMOLED | 6.3” OLED |
| İşlemci | Exynos 2600 (2nm) | A19 Pro (3nm) |
| RAM | 12 GB | 12 GB |
| Kamera | 50+12+10 MP | 48+48+48 MP |
| Batarya | 4300 mAh | 3998 mAh |
| İşletim Sistemi | Android 16 | iOS 26 |
Hangi Telefon Kime Daha Uygun?
Galaxy S26 tercih etmeli:
- Daha özgür bir işletim sistemi isteyenler
- Ekran kalitesine önem verenler
- Daha uygun fiyat-performans arayanlar
iPhone 17 Pro tercih etmeli:
- Stabil ve uzun ömürlü cihaz isteyenler
- Video çekimi yapanlar
- Apple ekosistemine bağlı kullanıcılar
Genel Değerlendirme
Galaxy S26 ve iPhone 17 Pro, kendi kategorilerinde zirve cihazlar. Aralarındaki farklar artık “hangisi daha iyi?” sorusundan çok:
👉 “Hangisi sana daha uygun?” sorusuna dönüşmüş durumda.
Samsung, donanım ve ekran tarafında agresif ilerlerken; Apple, yazılım ve kullanıcı deneyimiyle fark yaratmaya devam ediyor.

Big Ben: Her Yıl Milyonlarca Turistin Ziyaret Ettiği Londra Simgesi
Sonuç: Kazanan Kim?
Aslında bu karşılaştırmanın net bir kazananı yok.
- Performans + stabilite → iPhone 17 Pro
- Donanım + ekran + özgürlük → Galaxy S26
Teknoloji dünyasında bu iki devin rekabeti sürdükçe, kullanıcılar kazanmaya devam edecek.
Teknoloji
Elektrikli Otomobilini Evden Şarj Eden Biri Ne Kadar Yakıt Tasarrufu Yapar?
Son yıllarda elektrikli otomobiller sadece çevreci bir alternatif olmaktan çıkıp, ekonomik avantajlarıyla da öne çıkmaya başladı. Özellikle Türkiye gibi akaryakıt fiyatlarının sürekli arttığı bir ülkede, elektrikli araç kullanmak ciddi bir maliyet avantajı sağlayabiliyor. Ancak burada kritik bir detay var: aracı nerede şarj ettiğiniz.
Çünkü elektrikli otomobilini evde ya da iş yerinde şarj eden biri ile sürekli dışarıdaki hızlı şarj istasyonlarını kullanan birinin maliyetleri arasında ciddi fark oluşuyor.
Peki gerçekten elektrikli araçlar ne kadar tasarruf sağlıyor? Evden şarj eden biri yılda ne kadar kazanç elde eder? Gelin tüm detaylarıyla inceleyelim.
Elektrikli Otomobilin En Büyük Avantajı: Yakıt Tasarrufu
Elektrikli Otomobilin en güçlü tarafı tartışmasız yakıt maliyetidir.
İçten yanmalı bir araçta:
- Benzin ya da dizel fiyatları sürekli değişir
- 100 km’de ortalama 7-10 litre tüketim olur
- Her dolum ciddi maliyet yaratır
Elektrikli araçta ise:
- Yakıt yerine elektrik kullanılır
- Ev tarifesiyle şarj edildiğinde maliyet çok düşer
- Araç gece şarj edilerek ekstra tasarruf sağlanabilir
Özellikle evden şarj edildiğinde, elektrikli araçlar %70 ila %90 arasında yakıt tasarrufu sağlayabilir.
Elektrikli Otomobilin Evde Şarjı Gerçekten Bu Kadar Ucuz mu?
Kısa cevap:
👉 Evet, hatta beklediğinden bile ucuz.
Standart bir hesap yapalım:
- Elektrikli araç: 100 km’de ortalama 15-20 kWh tüketir
- Türkiye’de konut elektriği (ortalama): ~2-3 TL / kWh
Yani:
👉 100 km maliyeti ≈ 40 – 60 TL
Şimdi aynı mesafeyi benzinli araçla hesaplayalım:
- 100 km’de 8 litre tüketim
- Benzin: ~45 TL / litre
👉 100 km maliyeti ≈ 360 TL
Aradaki Fark: Şok Edici
Bu durumda:
- Benzinli araç: 360 TL
- Elektrikli araç: 50 TL
👉 100 km’de yaklaşık 300 TL tasarruf
Bu da demek oluyor ki:
👉 Elektrikli araç, kilometre başına neredeyse 6-7 kat daha ucuz
Yıllık Tasarruf Ne Kadar?
Şimdi bunu yıllık kullanım üzerinden hesaplayalım.
Ortalama bir sürücü:
- Yılda 20.000 – 25.000 km yapar
Hesap:
👉 25.000 km × 300 TL fark / 100 km
= 75.000 TL – 100.000 TL arası tasarruf
Yani evde şarj edilen bir elektrikli araç, yılda ortalama:
👉 90.000 TL civarı yakıt tasarrufu sağlayabilir
Bu rakam, gerçek kullanıcı deneyimleriyle de birebir örtüşüyor.

Ama Her Şarj Aynı Değil!
Burada kritik nokta şu:
👉 Tasarrufun büyük kısmı evde şarj sayesinde oluşur.
Eğer sürekli dışarıda şarj edersen:
- DC hızlı şarj istasyonları oldukça pahalıdır
- Maliyet neredeyse benzinli araçlara yaklaşabilir
Yani:
- Evde şarj → çok avantajlı
- Dışarıda şarj → avantaj azalır
Bu yüzden elektrikli araç alacak biri için en önemli kriter:
👉 Evde veya işte şarj imkanı
220V Priz Yeterli mi?
Çoğu kişinin merak ettiği konu bu.
Cevap:
👉 Evet, yeterli ama yavaş.
- 220V priz ile tam dolum: 12 – 24 saat
- Gece şarj ile %40 – %60 dolum mümkün
Bu da günlük kullanım için fazlasıyla yeterlidir.
AC şarj istasyonu ise:
- Daha hızlı
- Daha konforlu
- Ama şart değil
Elektrikli Otomobilin Performans ve Sürüş Keyfi
Elektrikli araçlar sadece ekonomik değil, aynı zamanda güçlüdür.
- Anlık tork üretir
- Sessiz çalışır
- Hızlanma performansı yüksektir
Örneğin:
👉 160 kW (yaklaşık 210 hp) bir elektrikli araç
→ birçok benzinli araçtan daha performanslıdır
Bu da sürüş keyfini ciddi şekilde artırır.

Bakım Masrafı: Neredeyse Yok
Elektrikli araçların bir diğer avantajı:
👉 Düşük bakım maliyeti
İçten yanmalı araçlarda:
- Yağ değişimi
- Filtreler
- Motor bakımı
Elektrikli araçta ise:
- Motor yağı yok
- Karmaşık mekanik sistem yok
Bu da yıllık bakım masrafını ciddi şekilde düşürür.
Uzun Yol Dezavantaj mı?
Elektrikli araçların en çok eleştirildiği konu:
👉 Menzil ve şarj süresi
Gerçekçi olalım:
- 300 km menzil → şehir içi için fazlasıyla yeterli
- Uzun yolda planlama gerekir
Özellikle:
- Soğuk havada menzil düşer
- %20 – %80 arası kullanım yapılır
Bu da:
👉 150 – 250 km arası efektif menzil anlamına gelir
Ama şarj altyapısı her geçen gün gelişiyor.
Şehir İçi Kullanımda Rakipsiz
Elektrikli araçların en güçlü olduğu alan:
👉 Şehir içi kullanım
Avantajlar:
- Evden çıkarken “full depo”
- Benzinlik derdi yok
- Sessiz sürüş
- Düşük maliyet
Birçok kullanıcı şunu söylüyor:
👉 “Elektrikli araca geçtikten sonra benzinli aracı kullanmak istemiyoruz.”
Şirketler İçin Büyük Fırsat
Elektrikli araçlar sadece bireysel değil, kurumsal kullanım için de ideal.
Özellikle:
- Şirket araçları
- Filo yönetimi
Avantajlar:
- Düşük yakıt maliyeti
- Şarj takibi kolay
- Bakım gideri düşük
Bu nedenle birçok şirket elektrikliye geçiş yapıyor.
Kimler İçin Mantıklı?
Elektrikli araç herkese uygun değil.
Mantıklı olduğu durumlar:
✅ Evde veya işte şarj imkanı varsa
✅ Günlük kullanım şehir içiyse
✅ Uzun yol nadirse
Mantıksız olduğu durumlar:
❌ Şarj imkanı yoksa
❌ Sürekli uzun yol yapılıyorsa
❌ Apartmanda altyapı yoksa
Pil Ömrü Korkulacak Bir Şey mi?
En çok sorulan sorulardan biri bu.
Gerçek şu:
- Pil ömrü 300.000 km’ye kadar çıkabiliyor
- Hücre değişimi mümkün
- Teknoloji sürekli gelişiyor
Yani:
👉 Pil, düşündüğün kadar büyük bir risk değil

BMW Isetta: BMW’yi İflasın Eşiğinden Kurtaran Mikro Otomobil
Sonuç: Gerçekten Değer mi?
Elektrikli araçlar özellikle evde şarj edildiğinde:
- Yakıt maliyetini dramatik şekilde düşürür
- Kullanım konforunu artırır
- Uzun vadede ciddi kazanç sağlar
Ancak:
👉 En kritik şart: şarj erişimi
Eğer bu imkan varsa, elektrikli araç:
👉 Sadece bir ulaşım aracı değil,
👉 Aynı zamanda ciddi bir ekonomik avantajdır.
Teknoloji
BMW Isetta: BMW’yi İflasın Eşiğinden Kurtaran Mikro Otomobil
Otomotiv tarihine damga vuran bazı modeller vardır ki, sadece bir araç olmanın ötesine geçerek markaların kaderini değiştirir. İşte BMW Isetta da tam olarak böyle bir model. Küçücük boyutuna rağmen dev bir etki yaratan bu “mikro otomobil”, BMW’yi iflasın eşiğinden alıp yeniden ayağa kaldıran en kritik hamlelerden biri olarak kabul ediliyor.
Peki BMW Isetta nedir? Neden bu kadar önemli? Gerçekten BMW’yi kurtaran model mi? Gelin bu sıra dışı otomobilin hikayesini detaylıca inceleyelim.
BMW Isetta Nedir?
BMW Isetta, 1955 ile 1962 yılları arasında üretilmiş, kompakt boyutlara sahip bir “microcar” yani mikro otomobildir. Küçük, ekonomik ve şehir içi kullanım odaklı tasarlanan bu araç, özellikle II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın zor ekonomik koşullarına çözüm olarak ortaya çıkmıştır.
Ancak Isetta’yı diğer araçlardan ayıran en önemli özellik, sadece boyutu değil; tasarımındaki radikal farklılıklardır.

Kapısı Önden Açılan “Balon Araba”
BMW Isetta’nın en dikkat çekici özelliği, kapısının alışılmışın dışında olmasıdır.
- Araçta yan kapılar yoktur
- Tek giriş, aracın ön kısmında yer alır
- Direksiyon ve gösterge paneli kapıyla birlikte açılır
Bu tasarım sayesinde araç, adeta bir “balon” gibi görünür. Bu yüzden Isetta’ya halk arasında “bubble car” (balon araba) adı verilmiştir.
Bu sıra dışı yapı, hem yer tasarrufu sağlıyor hem de aracın kompakt formunu destekliyordu.
Teknik Özellikleriyle Bir Mühendislik Deneyi
BMW Isetta küçük olabilir ama teknik açıdan oldukça ilginç detaylara sahiptir:
- Motor: 236 cc tek silindir
- Güç: 9,5 beygir
- Tekerlek: 3 veya 4 tekerlekli versiyonlar
- Maksimum hız: Yaklaşık 85 km/s
- Şanzıman: Manuel, geri vites yok
Evet, yanlış duymadın:
👉 Isetta’da geri vites bulunmuyordu!
Bu durum, aracın kullanımını biraz zorlaştırsa da dönemin şartlarında ekonomik olması daha önemliydi.

II. Dünya Savaşı Sonrası Avrupa ve Mikro Otomobiller
BMW Isetta’nın ortaya çıkışını anlamak için dönemin şartlarına bakmak gerekiyor.
Savaş sonrası Avrupa’da:
- Yakıt pahalıydı
- İnsanların alım gücü düşüktü
- Büyük araçlar lüks sayılıyordu
Bu nedenle küçük, ekonomik ve pratik araçlara olan talep hızla arttı.
Aynı dönemde ortaya çıkan diğer ikonik modeller:
- Volkswagen Beetle
- Fiat 500
- Citroën 2CV
- Mini Cooper
Ancak Isetta, bu araçlar arasında en sıra dışı tasarıma sahip olanlardan biri oldu.
BMW İçin Kritik Dönem
Bugün premium otomobil markası olarak bilinen BMW, 1950’li yıllarda oldukça zor bir dönemden geçiyordu.
Şirket:
- Savaş sonrası ciddi ekonomik kayıplar yaşadı
- Lüks otomobil üretimine devam etti ancak satışlar düşüktü
- İflas riskiyle karşı karşıyaydı
BMW’nin o dönemde ürettiği büyük ve pahalı araçlar, halkın alım gücüne hitap etmiyordu.
İşte tam bu noktada Isetta devreye girdi.

BMW Isetta Nasıl Ortaya Çıktı?
Aslında Isetta, BMW’nin sıfırdan geliştirdiği bir model değildir.
İlk olarak İtalyan firma Iso tarafından tasarlanan bu araç, daha sonra BMW tarafından lisanslanarak yeniden üretildi.
BMW:
- Tasarımı geliştirdi
- Motoru kendi üretimiyle değiştirdi
- Aracı daha güvenilir hale getirdi
Ve ortaya bugün bildiğimiz BMW Isetta çıktı.
Uygun Fiyat, Büyük Başarı
BMW Isetta’nın en büyük avantajı fiyatıydı.
- Döneminde oldukça uygun fiyatlıydı
- Günümüz parasıyla yaklaşık 1300 euro seviyesine denk geliyordu
Bu sayede:
- Orta gelirli insanlar da araç sahibi olabildi
- Şehir içi ulaşım kolaylaştı
- BMW geniş kitlelere ulaşmayı başardı
Sonuç mu?
👉 161.728 adet satış
Bu rakam, o dönem için BMW adına büyük bir başarıydı.
BMW’yi Gerçekten Kurtardı mı?
Kısa cevap:
👉 Evet, büyük ölçüde.
BMW Isetta:
- Şirkete nakit akışı sağladı
- Üretim devamlılığını korudu
- Marka bilinirliğini artırdı
Bu sayede BMW:
- İflastan kurtuldu
- Daha büyük projelere yatırım yapabildi
- 1960’larda yeniden büyümeye başladı
Bugün bildiğimiz BMW’nin temellerinde Isetta’nın büyük payı vardır.
Küçük Ama Aile Arabası
İlginç bir detay:
BMW Isetta, küçük olmasına rağmen reklamlarında “aile arabası” olarak tanıtılıyordu.
- 2 yetişkin + 1 çocuk sığabiliyordu
- Kompakt yapısına rağmen kullanışlıydı
Bu da onu sadece bireysel değil, aile kullanımı için de cazip hale getirdi.
Neden Üretimi Durduruldu?
1960’lara gelindiğinde Avrupa’da ekonomik şartlar değişmeye başladı.
- İnsanların gelir seviyesi arttı
- Daha büyük ve konforlu araçlara talep oluştu
- Mikro otomobiller cazibesini kaybetti
Bu nedenle BMW:
👉 Isetta üretimini 1962 yılında sonlandırdı.
Neden Yeniden Üretilmedi?
Volkswagen Beetle, Mini Cooper gibi bazı klasik modeller yıllar sonra yeniden üretildi.
Ancak BMW Isetta için bu gerçekleşmedi.
Bunun nedeni:
- Tasarımının çok niş olması
- Modern güvenlik standartlarına uymaması
- Günümüz beklentilerine hitap etmemesi
Yine de Isetta, klasik otomobil severler için hâlâ büyük bir değere sahip.
Otomotiv Tarihindeki Yeri
BMW Isetta bugün:
- Mikro otomobil akımının öncülerinden biri
- En sıra dışı tasarımlardan biri
- BMW tarihinin en kritik modeli
olarak kabul ediliyor.
Ayrıca “bubble car” konseptinin yaygınlaşmasında da önemli rol oynadı.
Günümüzde BMW Isetta
Bugün Isetta:
- Koleksiyoncuların gözdesi
- Klasik otomobil fuarlarının yıldızı
- Otomotiv tarihinin en ikonik araçlarından biri
haline gelmiş durumda.
Restorasyonlu modelleri oldukça yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyor.

Son Zamanların Popüler İfadesi “OK Boomer” Ne Anlama Geliyor?
Sonuç: Küçük Bir Araba, Büyük Bir Kurtuluş
BMW Isetta, boyut olarak küçük ama etkisi büyük bir otomobil.
- BMW’yi iflastan kurtardı
- Otomotiv tarihine damga vurdu
- Farklı tasarımıyla ikon haline geldi
Bugün BMW denince akla gelen prestij, performans ve mühendislik başarısının temelinde, bir zamanlar bu küçük “balon araba”nın oynadığı kritik rol yatıyor.
Ve belki de en etkileyici kısmı şu:
👉 Bazen bir markayı kurtaran şey, en büyük değil en küçük fikirdir.
-
Kültür-Sanat3 hafta agoAlbert Einstein’ın Oğlu Eduard Einstein’ın Trajik Hayat Hikayesi
-
Kültür-Sanat1 hafta agoViolet Jessop: Titanic de Dahil Olmak Üzere Uğradığı 3 Gemi Kazasından da Sağ Çıkan Kadın
-
Kültür-Sanat2 hafta agoOnu Gören Yabancıların Kaleminden: Yavuz Sultan Selim Nasıl Bir Hükümdardı?
-
Yemek & Sağlık2 hafta agoİngilizlerin Ünlü Yemeği Fish and Chips Neyin Nesidir?
-
Kültür-Sanat1 hafta agoII. Elizabeth Hakkında Bilinmeyenler: 96 Yıllık Ömrün 70 Yılını Tahtta Geçiren Kraliçe
-
Haberler2 hafta agoOyuncu Kanbolat Görkem Arslan Kimdir? 45 Yaşında Hayatını Kaybetti
-
Kültür-Sanat1 hafta agoBir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır Atasözünün Hikâyesi
-
Kültür-Sanat2 hafta agoSümela Manastırı Neden ve Nasıl İnşa Edildi?
