Powered by Pinek Medya

Teknoloji

Google Gemini Pro’yu 1 Yıl Ücretsiz Kullanma Rehberi (Adım Adım Öğrenci Doğrulama Yöntemi)

Paylaşıldı

on

google gemini 2 5 pro preview modelini duyurdu

Google Gemini Pro Nedir ve Neden Bu Kadar Popüler Oldu?

Yapay zekâ devrimi tüm hızıyla sürerken, Google’ın geliştirdiği Gemini Pro modeli 2025 yılı itibarıyla yapay zekâ dünyasında en çok konuşulan yeniliklerden biri haline geldi.
OpenAI’nin ChatGPT’sine rakip olarak tasarlanan Gemini, metin üretimi, kod yazımı, görsel analiz, veri yorumlama ve araştırma desteği gibi birçok alanda kullanıcılarına profesyonel araçlar sunuyor.

Ancak bu güçlü yapay zekâ aracının aylık abonelik ücreti 719 TL seviyesinde olduğu için birçok kullanıcı ücretsiz bir şekilde erişmenin yollarını arıyor.
İşte tam bu noktada devreye öğrenci doğrulama sistemi giriyor.
Google, öğrenci ve mezunlara özel bir kampanya kapsamında, Gemini Pro’yu 1 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanma imkânı tanıyor.
Üstelik bu üyelikle birlikte 2 TB Google One depolama alanı da ücretsiz olarak geliyor.

Bu haberimizde, sizlere Google Gemini Pro’yu nasıl 12 ay ücretsiz kullanabileceğinizi adım adım, eksiksiz ve güvenli bir şekilde anlatıyoruz.


Kampanya Detayları: Kimler Yararlanabiliyor?

Google’ın öğrencilere özel sunduğu bu tekliften yararlanmak için birkaç basit koşul bulunuyor:

  1. En az 18 yaşında olmanız gerekiyor.
  2. Üniversite öğrencisi veya üniversite mezunu olmanız yeterli.
    • Mezuniyet tarihiniz önemli değil, geçmişte mezun olmuş olmanız bile yeterli.
  3. E-devlet üzerinden alınan mezuniyet belgesi ile sisteme başvurabiliyorsunuz.
  4. Başvurular, 9 Aralık 2025 tarihine kadar kabul ediliyor.

Yani öğrenci olmasanız bile, elinizde resmi bir mezuniyet belgesi varsa bu yöntem hâlâ geçerli.
Google’ın doğrulama sistemi zaman zaman değiştiği için, elinizi çabuk tutmanız tavsiye ediliyor.


Google Gemini Pro’yu 1 Yıl Ücretsiz Kullanmak İçin Adım Adım Rehber

Aşağıdaki adımlar, mevcut sistem üzerinden %100 çalışan en güncel yöntemdir.
İşlem toplamda 2 dakikanızı bile almaz, ancak doğrulama belgelerinin doğru yüklenmesi büyük önem taşır.

Google Gemini Pro

1️⃣ Google Gemini Pro Students Sayfasına Gidin

İlk olarak “Google Gemini Pro for Students” kampanyasının sayfasına gitmeniz gerekiyor.
Tarayıcınızda Google hesabınızın açık olduğundan emin olun.
Ardından sayfada yer alan “Get Offer” (veya Türkçe ise “Tekliften Yararlan”) butonuna tıklayın.

Bu aşamada tarayıcınızda açık olan Google hesabı üzerinden işlem yapılır.
Eğer birden fazla hesabınız varsa, aktif olarak kullanmak istediğiniz hesaba giriş yapın.


2️⃣ Başvuru Formunu Doldurun

Karşınıza çıkan form sayfasında kişisel bilgilerinizi eksiksiz şekilde girmeniz gerekiyor.
Bu formda yer alan bilgiler, e-devlet üzerinden alınacak mezuniyet belgenizle birebir uyuşmalı.

  • İsim ve soyisim: Mezuniyet belgesinde nasıl yazıyorsa aynısını yazın.
  • Üniversite adı: Formda listelenen kurumlar arasından üniversitenizin tam resmi adını seçin.
    • Örneğin “İstanbul Üniversitesi” yerine “İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa” gibi varyasyonlar varsa, belgenizde yazan tam adla eşleşmelidir.
  • Doğum tarihi: E-devlet bilgileriyle aynı olmalı.

Bu bilgileri hatalı veya eksik girmeniz durumunda sistem otomatik doğrulama yapamıyor ve başvurunuz 2–3 gün sürecek manuel incelemeye kalabiliyor.


3️⃣ Öğrencilik Bilgilerini Doğrulayın

Formu doldurduktan sonra “Öğrencilik bilgilerimi doğrula” butonuna tıklayın.
Bu adımda sistem, sizden okul hesabınızla giriş yapmanızı isteyecek.

Eğer hâlihazırda aktif bir öğrenci e-posta adresiniz yoksa endişe etmeyin; mezuniyet belgesi yükleme yöntemiyle doğrulama yapabilirsiniz.


4️⃣ “Akademik Kurumda Oturum Aç” Seçeneğini Atlama Yöntemi

Burada küçük ama kritik bir detay bulunuyor.
Sistem “Akademik kurumda oturum aç” seçeneğini sunduğunda o sekmeyi görmezden gelin ve bir önceki sayfaya geri dönün.
Bu işlemi yaptığınızda ekranda “Kayıt kanıtını yükle” butonu aktif hale gelecektir.

Birçok kullanıcı bu aşamada hata yaptığı için başvurusu başarısız oluyor.
Yani yeni sekmede oturum açmak yerine, önceki sekmeye geri dönmeniz gerekiyor.


5️⃣ Mezuniyet Belgenizi Yükleyin

Şimdi sıra, öğrenci olduğunuzu veya mezuniyetinizi kanıtlamaya geldi.
E-devlet üzerinden “Mezuniyet Belgesi Sorgulama” sayfasına giderek PDF formatında belgenizi indirin.
Belgenizdeki isim, soyisim ve okul adı formda belirttiğiniz bilgilerle tam olarak eşleşmelidir.

Bu belgeyi yükledikten sonra sistem kısa sürede otomatik doğrulama yapıyor.
Genellikle 15–30 saniye içinde “Öğrencilik durumunuz doğrulandı” mesajı alıyorsunuz.
Ayrıca Google’dan e-posta yoluyla da onay mesajı geliyor.


6️⃣ Google Gemini Pro Üyeliğini Aktif Edin

Belgeniz onaylandıktan sonra ekranda “Google AI Pro’ya geçin” butonu belirecek.
Bu butona tıkladığınızda üyelik teklif sayfasına yönlendirileceksiniz.

Burada “Öğrenci teklifinden yararlanın” seçeneğini göreceksiniz.
Bu seçeneğe tıklayarak son adımlara geçebilirsiniz.


7️⃣ Ödeme Yöntemi Ekleme (Korkmayın, Para Çekilmiyor)

Sistemin son adımında sizden bir banka veya kredi kartı bilgisi istenecek.
Burada gördüğünüz aylık ücret 719 TL olarak görünebilir, ancak endişelenmeyin.

Google bu bilgiyi yalnızca doğrulama amacıyla istiyor ve ilk 12 ay boyunca hiçbir ücret çekilmiyor.
Üyeliğinizin süresi dolmadan önce hesabınızı iptal ederseniz hiçbir ücret ödemiyorsunuz.

Bu aşamada isterseniz sanal kart da kullanabilirsiniz.
Karta limit koymanıza gerek yok, sistem sadece kartın geçerli olup olmadığını kontrol ediyor.

image 112

Ekstra Avantaj: 2 TB Google One Depolama Alanı

Gemini Pro öğrenci paketiyle birlikte 2 TB Google One depolama alanı da ücretsiz olarak geliyor.
Bu depolama alanını Drive, Gmail ve Google Fotoğraflar’da kullanabiliyorsunuz.
Normalde bu hizmetin aylık bedeli 289 TL civarında, dolayısıyla bu kampanya size ciddi bir mali avantaj sağlıyor.

Yani sadece Gemini Pro’dan değil, aynı zamanda genişletilmiş bulut depolama kapasitesinden de ücretsiz olarak yararlanabiliyorsunuz.


Önemli Uyarılar ve İpuçları

  • Doğrulama sistemi değişebilir.
    Google zaman zaman öğrenci doğrulama yöntemini güncelliyor. Bu nedenle kampanya bitmeden başvurmak önemli.
  • Belgelerinizi eksiksiz yükleyin.
    İsim veya soyisim farkı (örneğin evlilik sonrası değişiklikler) varsa belgenizdeki bilgileri güncelleyin.
  • Mezuniyet yılı önemli değil.
    10 yıl önce mezun olmuş olsanız bile, belgeniz resmi ise geçerli sayılıyor.
  • Üyelik iptalini unutmayın.
    12 ayın sonunda sistem otomatik olarak ücretli üyeliğe geçiyor. Bu nedenle bitiş tarihinden önce “Üyeliği iptal et” seçeneğini kullanın.

Google Gemini Pro Neler Sunuyor?

Ücretsiz üyeliği aldıktan sonra neler yapabileceğinizi bilmekte fayda var.
Gemini Pro, Google’ın en gelişmiş yapay zekâ altyapısını sunuyor ve şu özellikleri içeriyor:

  • Kod yazma ve hata ayıklama: Python, JavaScript, C++ gibi dillerde kod yazabiliyor.
  • Veri analizi: Yüklenen CSV veya Excel dosyalarını analiz edip özetleyebiliyor.
  • Metin üretimi: Akademik yazılar, blog içerikleri, SEO metinleri oluşturabiliyor.
  • Görsel analiz: Görselleri tanıyabiliyor, grafik yorumlayabiliyor.
  • Video senaryosu yazımı: YouTube içerik planları hazırlayabiliyor.

Gemini Pro’nun ChatGPT-4’e göre en önemli farkı, Google ekosistemiyle entegre çalışması.
Yani Drive’daki belgeleri okuyabiliyor, Gmail üzerinden yanıt hazırlayabiliyor ve Chrome eklentileriyle birlikte çalışabiliyor.

TFF Bahis Skandalı İle Sarsıldı! Kulüplerden Şeffaflık ve Adalet Çağrısı


Sonuç: 1 Yıllık Ücretsiz Gemini Pro Şansı Kaçmaz!

Google, öğrencilere ve mezunlara sunduğu bu kampanya ile yapay zekâya erişimi kolaylaştırıyor.
Sadece birkaç dakikalık işlemle Gemini Pro’yu 1 yıl boyunca ücretsiz kullanabilir, üstüne 2 TB depolama alanına sahip olabilirsiniz.

Bu fırsat, teknoloji meraklıları ve üretkenlik araçlarını keşfetmek isteyen herkes için büyük bir avantaj.
Ancak unutmayın: sistemin öğrenci doğrulama yöntemi her an değişebilir.
Yani, elinizi çabuk tutun ve 9 Aralık 2025 tarihine kadar başvurunuzu tamamlayın.

Artık siz de Google’ın güçlü yapay zekâsını, profesyonel araçlarını ve geniş depolama imkânlarını tamamen ücretsiz deneyimleyebilirsiniz.

image 113

Teknoloji

Vergi Muafiyeti Bitti Ama: Vergisini Ödeyerek İnternetten Yurt Dışı Alışveriş Yapmak Mümkün mü?

Paylaşıldı

on

By

gorsel 2026 01 26 203009565

Yurt dışından internet üzerinden alışveriş yapan herkesin son haftalarda aklını kurcalayan tek bir soru var: 30 euro vergi muafiyeti kalktı ama vergisini ödesem bile sipariş verebilir miyim?
6 Şubat itibarıyla yürürlüğe girecek yeni düzenleme, yıllardır alıştığımız bireysel yurt dışı alışveriş pratiğini kökten değiştiriyor. Artık mesele yalnızca ürün fiyatı ya da ödenecek vergi değil; doğrudan sistemin kendisi değişmiş durumda.

Bu yazıda, yeni düzenlemenin ne anlama geldiğini, bireysel kullanıcıyı nasıl etkileyeceğini, teoride mümkün olanla pratikte karşılaşılacak gerçekliği net bir şekilde ele alıyoruz.

30 Euro Muafiyeti Ne Anlama Geliyordu?

Bugüne kadar yürürlükte olan sistemde, yurt dışından kargo veya posta yoluyla getirilen ürünlerde 30 euroya kadar bir muafiyet sınırı vardı. Bu sınır, “Bireysel Hızlı Kargo Muafiyeti” olarak adlandırılıyordu.

Bu sistem sayesinde:

  • Küçük tutarlı alışverişler yapılabiliyor,
  • Sipariş sırasında vergi otomatik tahsil ediliyor,
  • Paketler ETGB (Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı) kapsamında hızlıca teslim ediliyordu,
  • Gümrük müşaviri, detaylı beyan, depo masrafı gibi işlemler gerekmiyordu.

Kısacası kullanıcı, “vergisini ödedim, ürünü bekliyorum” diyerek süreci sorunsuz tamamlayabiliyordu.

Vergi

6 Şubat’ta Ne Değişiyor?

6 Şubat itibarıyla bu muafiyet tamamen kaldırılıyor. Yani artık 30 euro altı–üstü ayrımı yapılmadan, yurt dışından gelen her paket ticari ithalat prosedürüne tabi tutulacak.

Bu değişiklik, teknik olarak “yurt dışından alışveriş yasaklandı” anlamına gelmiyor. Ancak bireysel kullanıcı açısından fiilen mümkün olmayan bir noktaya taşıyor.

Yeni sistemin temel mantığı şu:
Devlet, yurt dışından gelen her gönderiyi “ticari işlem” olarak değerlendirecek.

“Vergisini Ödesem de Alamaz mıyım?” Sorusu

Bu noktada en kafa karıştırıcı kısma geliyoruz.
Cevap net ama iki katmanlı:

  • Teoride: Evet, mümkün.
  • Pratikte: Hayır, neredeyse imkânsız.

Neden?

Çünkü artık bir ürün sipariş ettiğinizde şu süreçler devreye giriyor:

1. Hızlı Kargo Kapsamından Çıkış

Siparişiniz artık ETGB kapsamında değerlendirilmiyor. Yani “hızlı ve basit” gümrük süreci sona eriyor.

2. Gümrük Müşaviri Zorunluluğu

Her bir paket için yetkili bir gümrük müşaviri ile çalışmanız gerekiyor. Bu, bireysel kullanıcı için başlı başına büyük bir maliyet.

3. Ek Masraflar

Ödeyeceğiniz kalemler yalnızca vergiyle sınırlı değil:

  • Gümrük müşavirlik ücreti
  • Ardiye (depo) ücreti
  • Ordino ücreti
  • Damga vergisi
  • Gerekirse ek belge masrafları

Sonuç olarak, 5–10 euro’luk basit bir ürün için bile yüzlerce hatta binlerce liralık ek masraf çıkabiliyor.

Pratik Bir Örnek

Diyelim ki yurt dışından 8 euro’ya bir telefon kılıfı sipariş verdiniz.

Eski sistemde:

  • Sipariş sırasında %30–60 vergi öderdiniz,
  • Paket birkaç gün içinde kapınıza gelirdi.

Yeni sistemde:

  • Ürün gümrükte ticari işlem olarak durdurulur,
  • Müşavir bulmanız istenir,
  • Evrak ve masraflar başlar,
  • Ürünün kendisinden kat kat pahalı bir süreçle karşılaşırsınız.

Bu noktada çoğu kullanıcı zaten “vazgeç” noktasına gelir.

Bireysel Yurt Dışı Alışveriş Neden Fiilen Bitiyor?

Bu düzenleme, açıkça bireysel kullanıcıyı yurt dışı alışverişten caydırmayı hedefliyor.

Resmî gerekçeler arasında:

  • Haksız rekabetin önlenmesi,
  • Yerli üretici ve satıcının korunması,
  • İç piyasanın desteklenmesi,
  • Gümrükteki yoğunluğun azaltılması

gibi başlıklar yer alıyor.

Özellikle milyonlarca küçük paketin piyasadaki fiyat dengesini bozduğu ve kayıt dışı ticaret algısı yarattığı savunuluyor.

“Her Şey Yasaklandı mı?” – İstisnalar Var mı?

Tamamen her şey kapandı demek doğru olmaz.

Kitaplar ve Basılı Yayınlar

Genel uygulamada, şahsi kullanım amaçlı basılı yayınlar (kitap, dergi vb.) için istisnalar tanınabiliyor. Belirli bir limite kadar (çoğu zaman 150 euro civarı) kitap siparişlerinde ticari ithalat zorunluluğu uygulanmayabiliyor.

Ancak bu istisna:

  • Elektronik ürünleri,
  • Giyim,
  • Kozmetik,
  • Hobi ve aksesuar ürünlerini
    kapsamıyor.

Yani “kitap dışı” ürünlerde kolay geçiş dönemi bitmiş durumda.

image 49

Yolcu Beraberinde Getirilen Ürünler Etkileniyor mu?

Hayır. Bu düzenleme yalnızca kargo ve posta yoluyla gelen eşyaları kapsıyor.

Yurt dışına seyahat edip:

  • Kendi valizinizde,
  • Ticari miktar arz etmeyen,
  • Şahsi kullanım amaçlı

ürünleri getirmeniz hâlâ mevcut “yolcu beraberinde getirilen eşya” kuralları çerçevesinde mümkün.

Yani fark şu:

  • Kargoyla gelsin: Büyük sorun
  • Kendin getir: Büyük ölçüde sorun yok

Bundan Sonra Ne Olacak?

Yeni sistemle birlikte:

  • Ucuz yurt dışı alışveriş dönemi kapanıyor,
  • Bireysel kullanıcı yerli pazara yönlendiriliyor,
  • Yurt dışı sitelerden sipariş vermek “mantıksız” hale geliyor,
  • Sadece ticari ithalat yapan firmalar için sürdürülebilir bir yapı oluşuyor.

Bu, tüketici açısından seçeneklerin azalması ve fiyatların yükselmesi anlamına gelse de, devlet politikası açısından iç piyasayı koruma refleksi olarak okunuyor.

image 50

Avrupa Birliği Tam Olarak Ne Durumda? İngiltere Neden AB’den Ayrıldı?

Sonuç: Mümkün mü? Evet. Mantıklı mı? Hayır.

Özetle:

  • Yurt dışından internet üzerinden alışveriş hukuken yasak değil.
  • Ancak yeni sistemle birlikte bireysel kullanıcı için fiilen erişilemez hâle geliyor.
  • Vergisini ödeyerek ürün getirtmek teorik olarak mümkün olsa da, pratikte maliyet ve bürokrasi nedeniyle anlamını yitiriyor.
  • 6 Şubat itibarıyla “kargoyla kapıma gelsin” dönemi büyük ölçüde sona eriyor.

Bu saatten sonra yurt dışı alışverişi, ya ticari bir faaliyet olacak ya da yalnızca seyahat dönüşlerinde valizle sınırlı kalacak gibi görünüyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Yapay Zekâ İçin Sırada Ne Var? Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Trendini Açıkladı

Paylaşıldı

on

By

yapay zeka

Yapay zekâ, son yıllarda teknolojinin en hızlı evrilen alanlarından biri hâline geldi. Günlük hayatta kullanılan uygulamalardan kurumsal iş süreçlerine, bilimsel araştırmalardan sağlık hizmetlerine kadar uzanan bu dönüşüm, artık yalnızca “yardımcı araçlar” üretmekle sınırlı değil. 2026 yılına girerken yapay zekânın rolü köklü bir biçimde değişiyor. Artık mesele, yapay zekânın ne kadar hızlı cevap verdiği değil; insanlarla nasıl birlikte çalıştığı.

Bu dönüşümün merkezinde yer alan teknoloji devlerinden biri olan Microsoft, 2026 yılına damga vurması beklenen 7 temel yapay zekâ trendini kamuoyuyla paylaştı. Şirketin farklı alanlardan üst düzey yöneticileri tarafından aktarılan öngörüler, önümüzdeki yılın yalnızca teknolojik değil; sosyal, ekonomik ve bilimsel açıdan da büyük bir kırılma noktası olacağını gösteriyor.

Microsoft’a göre 2026, bir “araç” olmaktan çıkıp dijital bir iş ortağına dönüştüğü yıl olacak.

1. İnsanlarla Rekabet Etmeyecek, Onları Güçlendirecek

Son yıllarda kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri, yapay zekânın insan iş gücünün yerini alıp almayacağıydı. Microsoft’un 2026 vizyonu bu tartışmaya net bir yanıt veriyor: Yapay zekâ, insanları ikame etmek için değil; onların kapasitesini büyütmek için geliştiriliyor.

Gelecek dönemde yapay zekâ sistemleri; veri analizi, içerik üretimi, kişiselleştirme ve tekrar eden operasyonel işleri üstlenecek. İnsanlar ise yaratıcılık, strateji, karar alma ve liderlik gibi alanlara daha fazla odaklanabilecek. Bu sayede küçük ekipler bile çok daha büyük ölçekli projeleri kısa sürede hayata geçirebilecek.

Microsoft’a göre 2026’da başarılı olan profesyoneller, rekabet edenler değil; onunla etkili şekilde iş birliği kurabilenler olacak.

image 16

2. Ajanları İş Gücünün Doğal Bir Parçası Olacak

2026’nın en dikkat çekici başlıklarından biri “yapay zekâ ajanları”. Bu sistemler, klasik yazılımlardan farklı olarak yalnızca komut alan değil; bağlamı anlayan, görev devralan ve karar süreçlerine katılan dijital varlıklar olarak konumlanıyor.

Microsoft, bu ajanların iş dünyasında adeta birer dijital ekip arkadaşı gibi çalışacağını öngörüyor. Ancak bu gelişme, güvenlik ve kontrol mekanizmalarını da zorunlu kılıyor.

Her yapay zekâ ajanının:

  • Net bir dijital kimliğe sahip olması
  • Erişebileceği veri ve sistemlerin sınırlandırılması
  • Ürettiği bilgilerin denetlenebilir olması
  • Dış tehditlere karşı korunması

gerekecek. Güvenlik, artık sonradan eklenen bir katman değil; yapay zekâ sistemlerinin doğrudan içine yerleştirilen bir unsur hâline geliyor.

3. Sağlık Alanında Kritik Açıkları Kapatacak

Küresel ölçekte sağlık sistemleri ciddi bir insan kaynağı sorunuyla karşı karşıya. Doktor, hemşire ve uzman açığı; özellikle gelişmekte olan ülkelerde temel sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor.

Microsoft, yapay zekânın bu alanda oyun değiştirici bir rol üstleneceğini öngörüyor. 2026 itibarıyla yapay zekâ yalnızca teşhis destek aracı olarak değil; semptom ön değerlendirmesi, tedavi planlaması ve hasta yönlendirme süreçlerinde aktif rol oynayacak.

Yapay zekâ destekli sağlık sistemleri:

  • Doktorların üzerindeki yükü azaltacak
  • Yanlış teşhis riskini düşürecek
  • Sağlık hizmetlerine erişimi daha adil hâle getirecek

Bu gelişme, özellikle kırsal bölgelerde ve sağlık personeli yetersizliği yaşayan ülkelerde hayati önem taşıyor.

image 17

4. Bilimsel Araştırmalarda Aktif Rol Alacak

2026, yalnızca araştırmaları hızlandıran bir araç olmaktan çıkıp, bilimsel keşif sürecinin aktif bir parçası hâline geldiği yıl olacak.

Fizik, kimya, biyoloji ve malzeme bilimi gibi alanlarda yapay zekâ:

  • Hipotezler üretecek
  • Deney tasarımları önerecek
  • Simülasyonları yönetecek
  • Sonuçları analiz ederek yeni araştırma yolları açacak

Bu dönüşüm, her bilim insanının dijital bir “laboratuvar asistanına” sahip olması anlamına geliyor. Araştırma süreçleri hem hızlanacak hem de çok daha düşük maliyetlerle yürütülebilecek.

5. Altyapıları Daha Akıllı ve Verimli Olacak

Bugüne kadar gelişimi büyük ölçüde daha fazla veri merkezi ve daha güçlü donanımlar inşa etmeye dayanıyordu. Ancak Microsoft’a göre 2026’da odak noktası değişiyor.

Yeni dönemde asıl mesele:

  • Mevcut bilgi işlem gücünü daha verimli kullanmak
  • Dağıtık sistemler üzerinden esnek yapılar kurmak
  • Maliyetleri düşürürken performansı artırmak

olacak. Artık yalnızca “ne kadar büyük” olduğu ile değil; ne kadar akıllı çalıştığı ile değerlendirilecek.

image 18

6. Kodun Sadece Satırlarını Değil, Mantığını da Öğreniyor

Yazılım geliştirme dünyasında kullanımı son yıllarda adeta patlama yaşadı. 2026’da bu dönüşüm çok daha derinleşecek.

Yeni nesil sistemleri:

  • Kodun yazım şeklini
  • Projenin geçmişini
  • Geliştirici tercihlerini
  • Kodun arkasındaki iş mantığını

anlayabilecek. Bu sayede yapay zekâ, yalnızca kod yazan değil; projenin bağlamını kavrayan bir yardımcıya dönüşecek.

Bu gelişme, yazılım geliştirme hızını artırırken hata oranlarını da ciddi biçimde düşürecek.

7. Kuantum ve Yapay Zekâ Birleşerek Yeni Bir Çağ Başlatacak

Microsoft’un 2026 vizyonundaki en iddialı başlıklardan biri kuantum bilişim. Uzun yıllar teorik düzeyde kalan kuantum teknolojileri, artık süper bilgisayarlarla entegre çalışmaya başlıyor.

Bu hibrit sistemler sayesinde:

  • Moleküler modelleme
  • Yeni ilaç geliştirme
  • Malzeme bilimi
  • İklim simülasyonları

gibi alanlarda bugüne kadar çözülemeyen problemler ele alınabilecek.

Kuantum bilişim, yeni bir hesaplama katmanı ekleyerek bilimin sınırlarını yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

image 19

Türkiye’den Arabayla 1 Haftalık Balkanlar Turu (2026): Rota & Maliyet Rehberi

Sonuç: 2026, Yapay Zekânın Gerçek Anlamda Olgunlaştığı Yıl Olacak

Microsoft’un açıkladığı bu 7 trend, yapay zekânın artık deneysel bir teknoloji olmaktan çıktığını ve insan hayatının her alanında kalıcı bir ortak hâline geldiğini gösteriyor.

2026 yılı:

  • İnsan iş birliğinin güçlendiği
  • Güvenlik ve etik konularının merkezde yer aldığı
  • Bilim, sağlık ve üretimde çarpıcı sıçramaların yaşandığı

bir dönem olarak tarihe geçmeye aday.

Önümüzdeki yıllarda kazananlar, bu dönüşüme erken uyum sağlayanlar olacak. Artık geleceğin teknolojisi değil; bugünün belirleyici gücü.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Otomatik Vites Araba Kullanan Herkesin Bilmesi Gereken Hayati Detaylar

Paylaşıldı

on

By

Otomatik Vites

Otomatik vites araçlar, özellikle şehir içi trafikte sundukları konfor sayesinde artık lüks değil, neredeyse standart hâline geldi. Debriyajla uğraşmamak, dur-kalk trafikte sol ayağı dinlendirmek ve daha akıcı bir sürüş deneyimi yaşamak, otomatik vitesin en büyük avantajları arasında. Ancak bu kolaylık, yanlış kullanım alışkanlıklarıyla birleştiğinde ciddi mekanik arızalara, yüksek masraflara ve hatta hayati risklere yol açabiliyor.

Birçok sürücü otomatik vites kullanmayı “daha basit” zannettiği için bazı temel kuralları öğrenmeden direksiyon başına geçiyor. Oysa otomatik vites araçlar, manuel araçlardan farklı bir mantıkla çalışır ve bu mantığı bilmeden yapılan her yanlış, şanzıman ömrünü kısaltır.

İşte otomatik vites araba kullanan herkesin bilmesi gereken, göz ardı edildiğinde pahalı sonuçlar doğurabilecek hayati detaylar…

1. Aracı Çalıştırmadan Önce Fren Şarttır

Otomatik vites araçlarda motoru çalıştırmak için frene basma zorunluluğu tesadüf değildir. Bu bir güvenlik önlemidir. Vites kolu “D” (Drive) veya “R” (Reverse) konumundayken araç, çalıştığı anda hareket etme eğilimindedir.

Bu yüzden:

  • Kontağı çevirmeden önce mutlaka frene tam basılı olmalıdır
  • Fren basılı değilken araç çalışmıyorsa bu bir arıza değil, güvenlik sistemidir

Bu kural, özellikle yeni sürücüler tarafından “araba bozuk” sanılarak yanlış anlaşılır. Oysa sistem sizi kazadan korur.

2. Otomatik Vites Araçta Pedallar Tek Ayakla Kullanılır

Otomatik vites araç kullanırken yalnızca sağ ayak kullanılmalıdır. Sol ayak, tamamen dinlenme konumundadır.

Sol ayakla fren kullanmak:

  • Aynı anda gaza ve frene basma riskini artırır
  • Ani frenleme sırasında aracın dengesini bozar
  • Panik anlarında refleks hatalarına yol açar

Manuel araçtan otomatiğe geçen sürücülerin yaptığı en büyük hatalardan biri, sol ayağı hâlâ “aktif” sanmalarıdır. Bu alışkanlık mutlaka terk edilmelidir.

3. Araç Kendiliğinden Hareket Eder: Bu Normaldir

Otomatik vites araçlar “creep” denilen bir özelliğe sahiptir. Yani vites “D” konumundayken ve ayağınız frenden çekildiğinde araç yavaşça ilerler.

Bu durum:

  • Aracın arızalı olduğu anlamına gelmez
  • Gaza basmadan hareket edebilmesini sağlar
  • Özellikle park manevralarında büyük kolaylık sunar

Ancak bu özellik aynı zamanda bir risk barındırır. Işıklarda, trafikte veya dar alanlarda ayağın fren üzerinde olması hayati önem taşır.

image 90

4. Düşük Hızlarda Araç Asla Kendiliğinden Durmaz

Otomatik vites araçlar, belirli bir hızın altına düşseler bile tamamen durmazlar. Hafif eğimli bir zeminde veya düz yolda araç sürüklenmeye devam eder.

Bu yüzden:

  • Trafikte dur-kalk yaparken freni bırakmak risklidir
  • Işıkta beklerken freni bırakıp “nasıl olsa duruyor” demek yanlıştır
  • Özellikle yaya geçitlerinde bu hata kazaya davetiye çıkarır

Tam duruş yalnızca tam frenle sağlanır.

5. Gaza Bastığınızda Araç Vites Küçültür

Otomatik vites araçlar, gaz pedalına basılma miktarını “güç talebi” olarak algılar. Gaza ani ve sert basıldığında sistem daha fazla tork üretmek için vites küçültür.

Bu durum:

  • Motor devrinin bir anda yükselmesine
  • Aracın beklenenden daha hızlı ivmelenmesine
  • Öndeki araçla mesafenin hızla kapanmasına neden olabilir

Özellikle sollama veya ani hızlanma gerektiren durumlarda bu davranış mutlaka hesaba katılmalıdır. Yeterli takip mesafesi yoksa arkadan çarpma riski ciddi şekilde artar.

6. Vites Değiştirirken Fren Olmazsa Olmaz

Otomatik vites araçlarda:

  • R’den D’ye
  • D’den R’ye
  • D veya R’den P’ye

geçerken mutlaka tam fren yapılmalıdır.

Araç hâlâ hareket halindeyken vites değiştirmenin sonucu:

  • Şanzıman dişlilerinde ciddi hasar
  • Tork konvertöründe aşınma
  • Yüksek tamir maliyetleri

Özellikle park manevralarında acele edilmemeli, araç tamamen durduktan sonra vites değiştirilmelidir.

image 91

7. Otomatik Vites Araç Boşta Kullanılmaz

“Otomatikte N’ye alırsam yakıt tasarrufu olur” düşüncesi tamamen yanlıştır.

Boşta kullanım:

  • Motor freni devre dışı kaldığı için fren yükünü artırır
  • Şanzıman yağlamasını olumsuz etkiler
  • Ani bir durumda hızlanma imkânını ortadan kaldırır

Modern araçlar gaz kesildiğinde zaten yakıtı minimuma indirir. Boşta gitmek ne tasarruf sağlar ne de güvenlidir.

8. Spor (S) Modunda Kalkış Yapmayın

Spor mod, performans odaklı bir sürüş için tasarlanmıştır. Bu modda:

  • Vitesler daha geç büyür
  • Motor daha yüksek devirlerde çalışır
  • Şanzıman daha agresif tepkiler verir

Soğuk motorla veya şehir içi dur-kalk trafikte spor modda kalkış yapmak:

  • Gereksiz yakıt tüketimine
  • Şanzıman ve motor üzerinde ekstra yüke
  • Daha hızlı mekanik aşınmaya neden olur

Spor mod, gerçekten ihtiyaç duyulduğunda kullanılmalıdır.

9. Kalkışlarda Sabırlı Olun, Aracı Zorlamayın

Otomatik vites araçlar kalkış sırasında kendi kendine hareket etmek üzere programlanmıştır. Parktan “D” konumuna aldığınızda ayağınızı frenden çekmeniz yeterlidir.

Bu aşamada:

  • Gaza yüklenmek yerine aracın hareketini beklemek
  • Özellikle rampalarda ani gazdan kaçınmak
  • Şanzımanın yükü yumuşak şekilde almasını sağlamak

hem konforu artırır hem de şanzıman ömrünü uzatır.

10. Kontak ve Vites İlişkisini Bilin

Birçok modern otomatik vites araçta:

  • Motor yalnızca “P” konumundayken durdurulabilir
  • Anahtar yalnızca “P” konumundayken çıkarılabilir

“N” konumunda motor durabilir ancak anahtar çıkmaz. Kontak kapalıyken:

  • Fren hidroliği devre dışı kalabilir
  • Vites kolu kilitlenebilir
  • Araç hareket ettirilemez hâle gelebilir

Bu yüzden aracı durdururken doğru sıralama çok önemlidir:

  1. Tam dur
  2. Fren basılıyken P’ye al
  3. El frenini çek
  4. Motoru kapat
image 92

Evde Tek Başına Filmi Hakkında Az Bilinenler: 12 Hafta Boyunca Gişede Zirvede Kalan Film

Sonuç: Otomatik Vites Kolaydır Ama Affetmez

Otomatik vites araçlar sürüşü kolaylaştırır, evet. Ancak bu kolaylık, bilinçsiz kullanıldığında ciddi maliyetlere dönüşebilir. Otomatik şanzımanlar hassas sistemlerdir ve “nasıl olsa otomatik” mantığıyla yapılan hataları uzun vadede affetmez.

Doğru kullanım alışkanlıkları edinmek:

  • Daha güvenli sürüş
  • Daha uzun şanzıman ömrü
  • Daha düşük bakım masrafı
  • Daha konforlu bir deneyim

demektir.

Direksiyon başına geçtiğinizde sadece aracı değil, sistemin nasıl çalıştığını da kullandığınızı unutmayın.

Okumaya Devam Et

Trendler