Haberler
Gülersen tutuklanırsın: Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz Tutuklandı. “Soğuk Savaş” YouTube programındaki bir espiri yüzünden tutuklandılar.
Türkiye’de mizahın sınırları, bir kez daha adaletin soğuk duvarlarına çarptı. “Soğuk Savaş” programında yapılan bir espri nedeniyle Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz tutuklandı, yalnızca mizah dünyasını değil, ifade özgürlüğünü önemseyen herkesi derinden sarstı. Gülmenin bu kadar pahalıya patladığı bir atmosferde, toplumun aklına aynı soru takılıyor: Bir şaka gerçekten özgürlüğe mal olacak kadar tehlikeli olabilir mi?
Şakanın Ardından Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz Tutuklandı
Popüler bir dijital içerik üretim projesi olan Soğuk Savaş, izleyicisini keskin espriler, anlık zekâ oyunları ve toplumsal göndermelerle ekran başına kilitliyordu. Ancak programın son bölümlerinden birinde yapılan bir espri, hukukun konusu haline geldi. Savcılık, yapılan mizahın “suç unsuru” taşıdığını ileri sürdü ve iki komedyen gözaltına alındı.
Tutuklama haberi duyulduğu andan itibaren sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Bir kesim “şakanın sınırı olmalı” yorumları yaparken, daha geniş bir kitle bu durumu “adaletin mizaha karşı orantısız refleksi” olarak değerlendirdi.

Mizahın Gücü ve İktidarın Hassasiyeti
Tarih boyunca mizah, toplumların iktidarı sorgulama biçimlerinden biri olmuştur. Ortaçağ Avrupa’sında saray soytarıları bile, kralın yanında rahatça eleştiri yapabilen nadir figürlerdi. Bugün ise mizah, yalnızca kahkaha attırmıyor; aynı zamanda toplumsal sorunlara ışık tutuyor, çarpıklıkları görünür kılıyor.
Ancak bu güç, bazı durumlarda yönetenler için rahatsız edici bir hale gelebiliyor. Soydemir ve Akgündüz’ün durumu da tam olarak bunu işaret ediyor: Bir şakanın, siyasal veya toplumsal düzen için gerçekten tehdit oluşturup oluşturmadığı mı, yoksa yalnızca rahatsız edici bulunduğu mu?
Tutuklamanın Gölgesinde İfade Özgürlüğü
Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerine yürütülen tartışmalar uzun yıllardır gündemde. Gazeteciler, yazarlar, karikatüristler ve hatta sosyal medya kullanıcıları, attıkları bir tweet ya da yaptıkları bir yorum yüzünden soruşturmalara maruz kaldı. Bu bağlamda, Soydemir ve Akgündüz’ün tutuklanması bir ilk değil; ancak sembolik önemi büyük.
SAVAŞ ÜSTÜNE SAVAŞ FİLMİNİN FRAGMANI YAYINLANDI
Çünkü mizah, doğası gereği eleştirel ve sivridir. Onu törpülemeye çalışmak, yalnızca sanatın değil, toplumun da nefes alanını daraltır.
Halkın Tepkisi
Olayın ardından Twitter, Instagram ve YouTube’da on binlerce paylaşım yapıldı. “Bir şaka yüzünden tutuklama olmaz” diyen kullanıcılar, #BoğaçVeEnes etiketiyle dayanışma gösterdi. Bazı hukukçular ise sürecin ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sınav olacağı görüşünde.
Komedyenlerin tutuklanmasını eleştirenler, **“adaletin terazisinin bir şakaya bu kadar ağır basması”**nı ironik bir şekilde ele aldı. Hatta birçok mizah sayfası, olayı hicvederek “Artık şaka yapmadan önce avukata danışıyoruz” gibi paylaşımlarla tepkilerini ortaya koydu.
Adaletin İnce Çizgisi
Elbette ifade özgürlüğünün de sınırları vardır: nefret söylemi, şiddete çağrı veya doğrudan hakaret… Ancak bir şakanın bu kategorilerden hangisine girdiği, hukukun en tartışmalı noktalarından biridir.
Soydemir ve Akgündüz’ün yaptığı espri, toplumda bu kadar geniş yankı bulduysa, belki de sorun şakanın kendisinde değil, onu bu kadar büyük mesele haline getiren sistemin hassasiyetindedir.

Uluslararası Karşılaştırmalar
Benzer örneklere dünyada da rastlamak mümkün. Fransa’da Charlie Hebdo dergisi, sert ve çoğu zaman rahatsız edici karikatürleriyle sürekli tartışma yaratıyor. Ancak orada çözüm, karikatüristleri hapsetmek değil; eleştiriyi başka bir ifade özgürlüğüyle karşılamak oluyor. ABD’de stand-up komedyenleri, sahnede başkanları açıkça ti’ye alabiliyor. İngiltere’de Monty Python yıllarca dini ve siyasi kurumlarla alay etti; tutuklanmadılar, en fazla eleştirildiler.
Türkiye’de ise tablo farklı. Bir şaka, “yargıya intikal eden mesele” haline geldiğinde, toplumun gülme özgürlüğü de adeta sorgu odasına alınmış oluyor.
Mizahın Susturulması Ne Getirir?
Mizahı baskılamak, kısa vadede rahatsız edici sesleri kısmış gibi görünse de uzun vadede tam tersi bir etki yaratır. İnsanlar suskunluğun ortasında kahkahayı daha gür duyar, yasaklanan her şey daha çok merak uyandırır. Soydemir ve Akgündüz’ün tutuklanması da aslında şakalarının etkisini katbekat artırdı.
Bu durum, toplumun psikolojisinde de tehlikeli bir sonuç doğurur: İnsanlar şaka yapmaktan korkmaya başlarsa, eleştirmekten de korkar. Eleştiri ortadan kalkarsa, hataların düzelme ihtimali azalır.
Sonuç: Bir Şaka, Bir Ülke Aynası.
Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz tutuklandı, yalnızca iki komedyenin değil, aslında toplumun gelecekte nasıl güleceğinin de belirleyicisi. Çünkü bu olay, mizahın gücünü değil, adaletin hassasiyetini tartışmaya açıyor.
Bir şakanın özgürlüğe mal olduğu bir ülkede, kimse gerçekten güvende hissetmez. Mizah, toplumun sigortasıdır; onu bastırmaya çalışmak ise bu sigortayı atmakla eşdeğerdir.
Bugün olan biten, sadece iki komedyenin başına gelen bir adaletsizlik değil; aynı zamanda hepimizin kahkahasına, ifade özgürlüğüne ve demokratik nefesine yönelmiş bir tehdit.
Haberler
Amerika’nın Venezuela Senaryosu Üzerinden Dünya Siyasetinde Açılabilecek Tehlikeli Kapı
Uluslararası ilişkiler tarihinde bazı olaylar vardır ki yaşanmış olmaları gerekmez; ihtimallerinin bile konuşulması dünya düzeni açısından ürkütücüdür. Son günlerde küresel kamuoyunda tartışılan ve “ya gerçekten böyle olsaydı?” sorusunu gündeme getiren varsayımsal bir senaryo da tam olarak bunu yapıyor: ABD’nin Venezuela’ya doğrudan askeri müdahalede bulunarak bir devlet başkanını zorla görevden alması.
Bu yazı, yaşanmış bir olayı değil; uluslararası hukuk, güç dengeleri ve yakın tarih örnekleri ışığında böyle bir adımın ne anlama geleceğini ele alan bir analizdir. Çünkü günümüz dünyasında asıl tehlike, fiilen yapılanlardan çok, yapılabilir hâle gelenlerdir.
Egemenlik Kavramı Bir Gün Gerçekten Anlamsızlaşırsa
Modern dünya düzeninin temel taşlarından biri, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nda açıkça tanımlanan egemenlik ilkesidir. Buna göre hiçbir devlet, başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına zor kullanarak müdahale edemez. Teoride.
Ancak pratikte bu ilke, özellikle büyük güçler söz konusu olduğunda sık sık esnetilmiş, hatta tamamen görmezden gelinmiştir. Irak, Libya, Afganistan gibi örnekler hâlâ hafızalardayken, Venezuela üzerinden kurgulanan bu senaryo şu soruyu sorduruyor:
“Eğer bir süper güç, başka bir ülkenin liderini askeri operasyonla alıp götürmeyi normalleştirirse, dünyada hangi ülke gerçekten güvende kalabilir?”
Bu tür bir adım yalnızca hedef alınan ülkeyi değil, tüm uluslararası sistemi çökertecek bir emsal yaratır.
ABD’nin Latin Amerika Geçmişi: Varsayım mı, Alışkanlık mı?
Bu senaryonun bu kadar inandırıcı bulunmasının sebebi, tarihsiz bir hayal ürünü olmaması. ABD’nin Latin Amerika ile ilişkileri, 19. yüzyıldan bu yana “arka bahçe” mantığıyla şekillendi.
1823’te ilan edilen Monroe Doktrini, Avrupa’nın kıtaya müdahalesini engellemeyi amaçlıyordu. Ancak zamanla bu doktrin, Washington’ın bölgeye dilediği gibi müdahale etmesinin ideolojik zeminine dönüştü.
Panama, Guatemala, Şili, Nikaragua, Grenada… Liste uzayıp gidiyor.
Dolayısıyla Venezuela gibi devasa enerji kaynaklarına sahip, üstelik ABD ile ideolojik olarak sorunlu bir ülke üzerinden böyle bir senaryonun tartışılması bile, küresel güvensizliği derinleştiriyor.

Demokrasi Söylemi mi, Kaynak Gerçeği mi?
Varsayımsal senaryolarda sıkça kullanılan gerekçeler tanıdık:
“Uyuşturucuyla mücadele”,
“insan hakları”,
“demokratik geçiş”.
Ancak modern tarihte bu söylemlerin çoğu zaman ekonomik ve stratejik çıkarların vitrini olduğu artık neredeyse kimse tarafından inkâr edilmiyor.
Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip. Enerji güvenliği, büyük güçlerin kırmızı çizgisi. Böyle bir tabloda, askeri müdahalenin ahlaki gerekçeleri ne kadar yüksek sesle dile getirilirse getirilsin, asıl motivasyon sorgulanmadan edilemiyor.
Böyle Bir Adım Atılırsa Dünya Ne Olur?
Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak tablo son derece sarsıcı olurdu:
- Birleşmiş Milletler fiilen işlevsizliğini ilan etmiş olurdu
- Küçük ve orta ölçekli devletler, güvenliklerini sorgulamaya başlardı
- Bölgesel silahlanma hızlanırdı
- “Önleyici savunma” gerekçesiyle daha fazla müdahale meşrulaşırdı
Kısacası dünya, hukukun değil gücün belirleyici olduğu bir düzene doğru hızla sürüklenirdi.
Pandora’nın Kutusu Bir Kez Açılırsa
Uluslararası ilişkilerde en tehlikeli şey, emsaldir. Bir kez “bu yapılabilir” algısı yerleştiğinde, yarın başka bir coğrafyada, başka bir lider için aynı senaryo masaya konabilir.
Bugün Venezuela üzerinden tartışılan bu ihtimal, yarın Orta Doğu’da, Afrika’da ya da Asya’da bir başka ülkenin kapısını çalabilir. İşte bu yüzden mesele yalnızca bir ülke ya da bir lider meselesi değildir; küresel düzenin geleceği meselesidir.

Türkiye ve Benzeri Ülkeler Açısından Okuma
Bu tür senaryolar, özellikle kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışan ülkeler açısından uyarıcıdır. Yakın tarih, dış müdahalelere karşı siyasi birlik ve caydırıcı güç olmadan ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu defalarca göstermiştir.
Egemenlik, sadece anayasal bir kavram değil; korunmadığı anda buharlaşan bir haktır.

Sonuç: Asıl Tehlike Sessizliktir
Bu yazıda anlatılanlar yaşanmış bir olay değil, ama yaşanması mümkün hâle gelen bir dünyanın fotoğrafıdır. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Büyük güçler sınırları zorlar; eğer karşılarında ilkesel bir duruş yoksa, o sınırlar tamamen ortadan kalkar.
Bugün konuşulan bu senaryo, aslında şu sorunun etrafında dönüyor:
Dünya, güçlü olanın her şeyi yapabildiği bir düzene razı mı olacak, yoksa hukuku gerçekten savunacak mı?
Bu sorunun cevabı, sadece Venezuela’nın değil, hepimizin geleceğini belirleyecek.
Haberler
Enflasyon 2025 Yılını Yüzde 30,89 ile Kapattı: Beklentilerin Altında Gelen Aralık Verileri Ne Anlama Geliyor?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayına ilişkin açıkladığı tüketici ve üretici fiyat endeksi verileri, 2025 yılının enflasyon karnesini ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, yılın son ayında hem aylık hem de yıllık bazda beklentilerin altında kalan bir enflasyon görünümüne işaret ederken, fiyat artışlarında ivme kaybının sürdüğünü gösterdi.
Aralık Ayı Rakamları Ne Diyor?
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşti. Böylece enflasyon, 2024 yılına kıyasla belirgin bir düşüş kaydederken, piyasa beklentilerinin de hafif altında kaldı.
Aylık bazda enflasyon ise yüzde 0,89 ile ölçüldü. Bloomberg HT’nin gerçekleştirdiği anketlerde aylık enflasyon beklentisi yüzde 0,97, yıllık beklenti ise yüzde 31 seviyesindeydi. Bu açıdan bakıldığında Aralık verileri, piyasanın öngördüğünden daha ılımlı bir tablo sundu.
Çekirdek Enflasyon Ne Diyor?
Gıda, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altın gibi oynak kalemlerin dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon (C endeksi) yıllık bazda yüzde 31,08 olarak açıklandı. Çekirdek enflasyonun manşet enflasyona yakın seyretmesi, fiyat artışlarının daha genele yayılan bir yapıdan yavaş yavaş çıkmaya başladığına dair yorumlara neden oldu.
Ekonomistler, çekirdek enflasyondaki sınırlı gerilemenin özellikle hizmet fiyatlarındaki yavaşlama ile ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.

Üretici Fiyatlarında Daha Belirgin Düşüş
TÜİK verileri, üretici fiyatlarında tüketiciye kıyasla daha hızlı bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor. 2025 yılı genelinde üretici fiyatları yıllık bazda yüzde 27,67 arttı. Aralık ayında ise üretici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 0,75 ile sınırlı kaldı.
Bu tablo, maliyet baskılarının özellikle sanayi ve imalat tarafında hafiflediğini gösteriyor. Uzmanlara göre üretici tarafındaki bu rahatlama, gecikmeli olarak tüketici fiyatlarına da yansıyabilir.
Ekonomi literatüründe sıkça vurgulanan bu ilişki, 2026’nın ilk ayları için daha iyimser beklentilerin oluşmasına neden oldu.
Gıda, Ulaştırma ve Konut: Enflasyonu Sürükleyen Üçlü
Yıl boyunca fiyat artışlarının sürükleyici unsurları değişmedi. TÜİK’in açıkladığı ana harcama grupları içinde en yüksek ağırlığa sahip üç kalemde yıllık değişimler dikkat çekti:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %28,31
- Ulaştırma: %28,44
- Konut: %49,45
Bu üç grubun yıllık değişime etkisi toplamda oldukça yüksek oldu. Özellikle konut grubundaki artış, kira ve enerji maliyetlerinin hâlâ önemli bir baskı unsuru olduğunu gösterdi.
Aylık bazda ise ulaştırma grubunda yaşanan düşüş, akaryakıt fiyatlarındaki düzeltmenin etkisini ortaya koydu. Gıda tarafında ise mevsimsel etkiler ve işlenmemiş ürünlerdeki gerileme sınırlı bir rahatlama sağladı.

Aylık Değişimlerde Dikkat Çeken Detaylar
Aralık ayındaki aylık değişimlere bakıldığında tablo biraz daha dengeli:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %1,99 artış
- Ulaştırma: %1,03 azalış
- Konut: %1,39 artış
Ulaştırma grubunda görülen düşüşte, akaryakıt fiyatlarında yılın son ayında yaşanan düzeltmenin etkili olduğu belirtiliyor. Gıdada ise işlenmemiş ürünlerdeki gerileme, kırmızı et fiyatlarındaki artış nedeniyle sınırlı kaldı.
Hizmet Enflasyonu Üç Yılın En Düşük Seviyesinde
Aralık ayı verilerinde en dikkat çeken başlıklardan biri de hizmet enflasyonu oldu. Hizmet fiyatları aylık bazda yüzde 0,89 artarak son üç yılın en düşük aylık artış oranına geriledi.
Bu gelişme, özellikle kira, lokanta-otel ve ulaştırma hizmetlerinde fiyat artış hızının yavaşladığına işaret ediyor. Uzmanlara göre hizmet enflasyonundaki bu düşüş, sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin artık daha net hissedilmeye başladığını gösteriyor.
TCMB’nin Beklentileriyle Uyumlu Bir Sonuç
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son raporlarında 2025 yılı için fiyat artış tahmin aralığını yüzde 31–33 olarak güncellemişti. Açıklanan gerçekleşme, bu aralığın alt sınırına oldukça yakın bir noktada kaldı.
Aralık ayı Para Politikası Kurulu toplantı özetlerinde de, fiyat artışlarının öngörülenden daha ılımlı gelebileceğine yönelik değerlendirmelere yer verilmişti. Özellikle gıda fiyatlarında Kasım ayında başlayan olumlu seyrin Aralık’ta da sürdüğü vurgulanmıştı.
Öncü Göstergeler de Aynı Yönde Sinyal Verdi
Aralık ayı için açıklanan öncü göstergeler de TÜİK verileriyle büyük ölçüde örtüştü. İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 1,23, yıllık bazda ise yüzde 37,68 olarak gerçekleşti.
Türk-İş’in gıda verileri de aylık bazda yüzde 1,06, yıllık bazda yüzde 40,15 seviyesine gerileyerek fiyat artış hızında yavaşlamaya işaret etti.
Bu veriler, Aralık ayında fiyat hareketlerinin daha kontrollü seyrettiğini teyit etti.
Emekli ve Memur Zamları Açısından Ne Anlama Geliyor?
Yılın son verileriyle birlikte emekli ve memur maaş artışlarında dikkate alınacak oranlar da netleşmiş oldu. Özellikle hizmet grubundaki yavaşlama, ücret artışlarının reel etkisi açısından kritik bir rol oynuyor.
Ekonomi yönetimi, 2026 yılında fiyat istikrarına yönelik adımların daha belirgin sonuçlar üretmesini hedefliyor. Bu çerçevede iç talep dengelenmesi, kredi politikaları ve mali disiplin ön plana çıkmaya devam edecek.

2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
Genel Değerlendirme
2025 yılının son verileri, fiyat artış hızında belirgin bir düşüş eğiliminin oluştuğunu gösteriyor. Aylık ve yıllık bazda beklentilerin altında kalan rakamlar, ekonomik programın etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte uzmanlar, konut ve hizmet gruplarında yapısal sorunların tamamen ortadan kalkmadığını ve 2026 boyunca dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Yine de yılın kapanışı, piyasa açısından “beklenenden daha dengeli” bir tablo sunuyor.
Sonuç olarak açıklanan veriler, 2025’in ekonomik açıdan belirsizliklerle dolu ama aynı zamanda dengelenme sinyalleri veren bir yıl olarak kayda geçtiğini gösteriyor. Fiyat artış hızındaki yavaşlama, tek başına refah artışı anlamına gelmese de öngörülebilirliğin güçlenmesi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde atılacak adımların kalıcılığı, sadece rakamların değil, hanehalkının günlük hayatında hissedilen etkilerin de belirleyici olacağı yeni bir sürecin kapısını aralıyor. Ekonomide asıl sınavın, bu kazanımların sürdürülebilirliğinde yaşanacağı görülüyor.
Spor
2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
Futbol dünyasının en büyük organizasyonu olan 2026 FIFA Dünya Kupası için geri sayım başladı. ABD, Meksika ve Kanada’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek dev turnuva, yalnızca saha içindeki rekabetle değil, bilet süreciyle de şimdiden milyonlarca futbolseverin gündeminde. Özellikle “2026 Dünya Kupası bileti nasıl alınır?” sorusu, son aylarda internet üzerinde en çok aratılan başlıklardan biri hâline geldi.
FIFA, artan talep ve bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla Dünya Kupası bilet satış sürecini detaylarıyla kamuoyuna açıkladı. Açıklanan takvime göre biletler üç ana aşamada satışa sunuluyor ve her aşamanın kendine özgü kuralları bulunuyor.
2026 Dünya Kupası Bilet Süreci Nasıl İşliyor?
FIFA tarafından belirlenen sistem, önceki Dünya Kupalarına benzer şekilde başvuru + kura + doğrudan satış mantığına dayanıyor. Ama 2026 turnuvası, 48 takımın katılacak olması ve üç ülkeye yayılması nedeniyle şimdiye kadarki en yoğun bilet talebinin yaşanacağı organizasyon olarak görülüyor.
Bu nedenle FIFA, taraftarları yalnızca resmi kanalları kullanmaları konusunda özellikle uyarıyor.

Birinci ve İkinci Bilet Başvuru Dönemi Tamamlandı
1. Aşama – Sponsor Kart Sahiplerine Özel Başvuru
2026 Dünya Kupası bilet satışlarının ilk aşaması 10–19 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu dönemde başvuru yapabilmek için FIFA’nın resmi sponsorlarından birine ait kredi kartına sahip olmak gerekiyordu.
Bu aşama, sınırlı sayıda taraftara açıktı ve daha çok “öncelikli erişim” avantajı sunuyordu. Yoğun talep nedeniyle bu dönemde yapılan başvuruların büyük bölümü kura yöntemiyle değerlendirildi.
2. Aşama – Genel Başvuru Dönemi
İkinci başvuru aşaması ise 27–31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu dönem, sponsor kartı şartı olmaksızın tüm futbolseverlere açık şekilde düzenlendi.
Bu aşamada da:
- Maç seçimi yapıldı
- Kategori tercihleri belirtildi
- Başvurular kura sistemine alındı
FIFA, ikinci aşamada da talebin arzın çok üzerinde olduğunu ve birçok maç için biletlerin birkaç dakika içinde tükendiğini açıkladı.
En Kritik Aşama: Üçüncü Bilet Satış Dönemi
FIFA’ya göre en yoğun talebin yaşanacağı üçüncü ve son büyük başvuru aşaması, 5 Aralık’ta Washington’da yapılacak grup kura çekiminin ardından başlayacak.
Bu aşamayı diğerlerinden ayıran en önemli fark, artık:
- Grupların belli olması
- Maç eşleşmelerinin netleşmesi
- Hangi şehirde hangi maçın oynanacağının kesinleşmesi
olacak.
Üçüncü Aşamada Hangi Biletler Satışa Çıkacak?
Bu dönemde taraftarlar şu kategorilerde bilet başvurusu yapabilecek:
- Grup maçları için biletler
- Şimdiden kesinleşmiş karşılaşmalar
- Takıma özel tribün (TST – Team Specific Tickets) biletleri
- Bir takımın tur atlaması hâlinde otomatik olarak aktif olan maç biletleri
Özellikle “takıma özel bilet” seçeneği, milli takımını turnuva boyunca takip etmek isteyen taraftarlar için büyük avantaj sağlıyor.
2026 Dünya Kupası Biletleri Nereden Alınır?
FIFA bu konuda net ve tartışmaya kapalı bir açıklama yaptı:
2026 Dünya Kupası biletleri yalnızca ve yalnızca
👉 FIFA.com/tickets adresi üzerinden satılacaktır.
Bunun dışında:
- Sosyal medya hesapları
- Aracı siteler
- Instagram / WhatsApp üzerinden yapılan satışlar
kesinlikle resmi değildir.

Resmî Yeniden Satış Platformu Aktif
FIFA, Ekim ayından itibaren resmî bilet yeniden satış platformunu da devreye aldı. Bu sistem sayesinde:
- Bilet sahipleri, kullanamayacakları biletleri FIFA onaylı sistemde satabiliyor
- Alıcılar, sahte bilet riskine girmeden güvenli şekilde satın alma yapabiliyor
Bu platform, özellikle üçüncü aşamada bilet bulamayan taraftarlar için önemli bir alternatif olacak.
Milli Takımlara Özel Kontenjanlar Olacak
FIFA ayrıca, turnuvaya katılmaya hak kazanan ülkelerin federasyonlarına özel taraftar kontenjanı ayrılacağını duyurdu. Yani bazı milli takımlar:
- Kendi taraftarları için ayrı bilet başvuruları açabilecek
- Bu biletler federasyonlar aracılığıyla dağıtılabilecek
Bu sürecin detayları, her ülkenin futbol federasyonu tarafından ayrıca açıklanacak.
ABD Vizesi İçin Dünya Kupası Bileti Avantaj Sağlayacak
2026 Dünya Kupası maçlarının büyük bölümü ABD’de oynanacağı için vize konusu da taraftarların en çok merak ettiği başlıklardan biri hâline geldi.
ABD yönetimi, turnuvaya özel olarak “FIFA Pass” uygulamasını duyurdu.
Bu uygulamaya göre:
- Dünya Kupası bileti sahibi olan taraftarlar
- ABD vizesi için hızlandırılmış randevu alma hakkı elde edecek
Önemli bir not:
Bu sistem vize garantisi sağlamıyor, yalnızca randevu sürecini hızlandırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, kararı Beyaz Saray’da yapılan 2026 Dünya Kupası toplantısının ardından duyurdu. FIFA Başkanı Gianni Infantino ise konuyla ilgili olarak:
“Bir biletiniz varsa, vize randevusu almak için öncelik kazanacaksınız.”
ifadelerini kullandı.
2026 Dünya Kupası Ne Zaman Başlayacak?
2026 FIFA Dünya Kupası:
- 11 Haziran 2026 tarihinde başlayacak
- 19 Temmuz 2026 tarihinde oynanacak final maçıyla sona erecek
Turnuva:
- 48 takım
- 16 farklı şehir
- ABD, Meksika ve Kanada genelinde
düzenlenecek.

Yalova’dan Acı Haber: DEAŞ Operasyonunda 3 Polis Şehit Oldu
Sonuç: Erken Davranan Kazanacak
2026 Dünya Kupası, yalnızca futbol açısından değil, bilet, seyahat ve vize planlaması açısından da şimdiye kadarki en karmaşık organizasyonlardan biri olacak. FIFA’nın üç aşamalı sistemi, talebi dengelemeyi amaçlasa da özellikle üçüncü aşamada bilet bulmak ciddi bir yarışa dönüşecek.
Bu nedenle uzmanlar:
- FIFA.com/tickets hesabının şimdiden oluşturulmasını
- E-posta bildirimlerinin açık tutulmasını
- Resmî duyuruların düzenli takip edilmesini
öneriyor.
Futbol tarihinin en büyük Dünya Kupası’nı tribünden izlemek isteyenler için süreç resmen başlamış durumda.
-
Haberler3 hafta agoGSS Borcu Silinmesi Gündeme Bomba Gibi Düştü: Kimleri Kapsıyor, Şartlar Neler?
-
Yemek & Sağlık3 hafta agoNeden Güvercin veya Martı Değil de Tavuk, Ördek ve Kaz Yiyoruz?
-
Kültür-Sanat3 hafta agoKürk Mantolu Madonna İngiltere’de Nasıl Best Seller Oldu?
-
Teknoloji3 hafta agoVolkswagen Neden Tesla ve Çinli Üreticilerin Gerisinde Kaldı?
-
Haberler3 hafta ago“Rakamlar Masaya Geldi!” Memur Zammı İçin Kritik Dönemeç: Ocak Artışı Ne Kadar Olacak?
-
Kültür-Sanat3 hafta agoSarman Kedilerin Cinsiyeti Neden %80 Oranında Erkektir? Bilimin Açıkladığı Turuncu Kürk Sırrı
-
Haberler3 hafta agoZemheri Soğukları Nedir, Neden Bu Kadar Sert Geçer?
-
Haberler3 hafta agoAleyna Tilki, Danla Bilic ve İrem Sak Gözaltına Alındı: Ünlülere Uyuşturucu Operasyonu
