Teknoloji
Hyundai Ioniq 2 Geliyor: Türkiye’de Üretilecek Elektrikli Kompakt Model
Hyundai, elektrikli mobilite vizyonunu güçlendirecek yeni kompakt modeli Hyundai Ioniq 2 ile dikkatleri üzerine çekiyor. Uzun süredir gündemde olan bu model, yalnızca tasarımı ve teknik özellikleriyle değil, aynı zamanda Türkiye’de üretilecek ilk elektrikli Hyundai modeli olmasıyla da büyük önem taşıyor. Hyundai’nin İzmit fabrikasında üretilecek olan Ioniq 2, hem ülkemizin otomotiv sektöründe yeni bir döneme işaret ediyor hem de Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde stratejik bir avantaj sağlıyor.
Tasarım ve Konsept: Kompakt Bir Şehirli
Hyundai Ioniq 2, markanın elektrikli araç felsefesini küçük ve ulaşılabilir bir gövdeye taşıyor. Tasarımda modern hatlar, kompakt boyutlar ve dinamik bir görünüm ön plana çıkıyor. Özellikle kısa ve geniş gövde yapısı, şehir içinde kolay manevra kabiliyeti sunarken, keskin çizgilere sahip ön far grubu ve arkadaki minimalist tasarım, aracı genç kitleler için cazip hale getiriyor.
Model, Hyundai’nin daha önce tanıttığı Ioniq 5 ve Ioniq 6’daki tasarım anlayışını yansıtırken, kompakt yapısı sayesinde B segmentinde konumlanıyor. Yani rakipleri arasında Renault 5, Peugeot e-208 ve Volkswagen ID.2 gibi popüler elektrikli modeller bulunuyor.
Teknik Altyapı ve Performans
Hyundai Ioniq 2’nin en önemli özelliklerinden biri, Hyundai grubunun geliştirdiği E-GMP platformu üzerine inşa edilmiş olması. Bu platform, ölçeklenebilir yapısıyla farklı segmentlerde elektrikli araçların üretilmesine olanak tanıyor.
Modelin yaklaşık 58 kWh kapasiteli bir batarya ile piyasaya sunulması bekleniyor. Bu batarya sayesinde Ioniq 2, tek şarjla 400 kilometrenin üzerinde menzil sunabilecek. Daha üst versiyonlarda ise batarya kapasitesinin büyütülmesiyle 600 kilometreye yakın menzil hedefleniyor.
Motor gücü açısından Ioniq 2’nin yaklaşık 200 beygir civarında performans göstermesi öngörülüyor. Bu, kompakt bir elektrikli araç için oldukça tatmin edici bir değer. Ayrıca aracın hızlı şarj desteği sayesinde 20-30 dakika içinde bataryanın yüzde 80’ine kadar dolum yapılabileceği belirtiliyor.

İç Mekân: Dijital ve Akıllı Bir Kokpit
Hyundai Ioniq 2’nin kabin tasarımında da modernliği ön planda tutuyor. Ön konsolun neredeyse tamamını kaplayan geniş ekran paneli, hem dijital gösterge hem de bilgi-eğlence sistemi işlevini üstleniyor.
Buna ek olarak sürüş modlarına göre değişen ortam aydınlatması, farklı ses profilleri ve kişiselleştirilebilir kontrol ayarları, aracın kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor. Hyundai, Ioniq 2 ile genç sürücülere hitap eden daha “teknolojik” bir yaşam alanı sunmayı hedefliyor.
Türkiye’de Üretim Kararı: Stratejik Avantaj
Hyundai’nin Ioniq 2’yi Türkiye’deki İzmit fabrikasında üretme kararı, otomotiv sektörü için büyük bir gelişme. Çünkü bu adım, Türkiye’de elektrikli otomobil üretiminin yaygınlaşmasını sağlayacak önemli bir dönüm noktası.
Bu strateji, Türkiye’ye hem yeni bir istihdam fırsatı hem de ihracat potansiyeli sunuyor. Avrupa pazarına yakınlık sayesinde lojistik maliyetleri düşecek, bu da Hyundai için rekabet avantajı yaratacak. Aynı zamanda yerli üretim sayesinde araç Türkiye’de daha uygun fiyatlarla satışa sunulabilecek.
Piyasa Konumlandırması ve Fiyat Beklentisi
Hyundai Ioniq 2, fiyat/performans dengesiyle öne çıkmayı hedefliyor. Avrupa pazarında yaklaşık 30 bin Euro başlangıç fiyatıyla satışa sunulacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise ÖTV teşvikleri ve yerli üretim avantajıyla fiyatın rekabetçi olacağı öngörülüyor.
Bu fiyat seviyesiyle Ioniq 2, elektrikli otomobil sahibi olmak isteyen ancak yüksek fiyatlardan dolayı uzak duran kitleler için cazip bir seçenek olacak. Özellikle genç sürücüler ve şehir içi kullanım odaklı kullanıcılar için Ioniq 2’nin önemli bir alternatif olması bekleniyor.
Rekabet ve Pazar Hedefi
Hyundai Ioniq 2, kompakt elektrikli segmentinde giderek artan rekabetin tam ortasına giriyor. Renault 5, Peugeot e-208 ve Volkswagen ID.2 gibi güçlü rakiplerle aynı kulvarda yarışacak olan araç, Türkiye’de üretilmesi, modern tasarımı ve menzil avantajı ile öne çıkmayı hedefliyor.
Ayrıca Hyundai’nin satış sonrası hizmetlerdeki yaygın ağı, Ioniq 2’nin pazarda tutunmasına büyük katkı sağlayacak. Elektrikli araç pazarında güven, yalnızca araç performansı ile değil, aynı zamanda servis ve bakım desteğiyle de ölçülüyor.
Fallout 2. Sezon Aralık 2025’te Geliyor: New Vegas Macerası Başlıyor
Sonuç: Türkiye İçin Yeni Bir Dönem
Hyundai Ioniq 2, sadece bir otomobil değil; Türkiye’nin otomotiv sektöründe elektrikli araç üretiminde kat edeceği yolun da sembolü. Münih’te yapılacak tanıtım sonrasında İzmit fabrikasında üretim sürecinin başlamasıyla birlikte, hem Hyundai hem de Türkiye için yeni bir dönem resmen başlayacak.
Bu modelin piyasaya çıkışı, ülkemizi elektrikli araç üretiminde bölgesel bir merkez haline getirme potansiyeli taşıyor. Ioniq 2, hem çevre dostu bir mobilite anlayışı hem de ekonomik katkılarıyla önümüzdeki yıllarda çok konuşulacak gibi görünüyor.
Teknoloji
Otomatik Vites Araba Kullanan Herkesin Bilmesi Gereken Hayati Detaylar
Otomatik vites araçlar, özellikle şehir içi trafikte sundukları konfor sayesinde artık lüks değil, neredeyse standart hâline geldi. Debriyajla uğraşmamak, dur-kalk trafikte sol ayağı dinlendirmek ve daha akıcı bir sürüş deneyimi yaşamak, otomatik vitesin en büyük avantajları arasında. Ancak bu kolaylık, yanlış kullanım alışkanlıklarıyla birleştiğinde ciddi mekanik arızalara, yüksek masraflara ve hatta hayati risklere yol açabiliyor.
Birçok sürücü otomatik vites kullanmayı “daha basit” zannettiği için bazı temel kuralları öğrenmeden direksiyon başına geçiyor. Oysa otomatik vites araçlar, manuel araçlardan farklı bir mantıkla çalışır ve bu mantığı bilmeden yapılan her yanlış, şanzıman ömrünü kısaltır.
İşte otomatik vites araba kullanan herkesin bilmesi gereken, göz ardı edildiğinde pahalı sonuçlar doğurabilecek hayati detaylar…
1. Aracı Çalıştırmadan Önce Fren Şarttır
Otomatik vites araçlarda motoru çalıştırmak için frene basma zorunluluğu tesadüf değildir. Bu bir güvenlik önlemidir. Vites kolu “D” (Drive) veya “R” (Reverse) konumundayken araç, çalıştığı anda hareket etme eğilimindedir.
Bu yüzden:
- Kontağı çevirmeden önce mutlaka frene tam basılı olmalıdır
- Fren basılı değilken araç çalışmıyorsa bu bir arıza değil, güvenlik sistemidir
Bu kural, özellikle yeni sürücüler tarafından “araba bozuk” sanılarak yanlış anlaşılır. Oysa sistem sizi kazadan korur.
2. Otomatik Vites Araçta Pedallar Tek Ayakla Kullanılır
Otomatik vites araç kullanırken yalnızca sağ ayak kullanılmalıdır. Sol ayak, tamamen dinlenme konumundadır.
Sol ayakla fren kullanmak:
- Aynı anda gaza ve frene basma riskini artırır
- Ani frenleme sırasında aracın dengesini bozar
- Panik anlarında refleks hatalarına yol açar
Manuel araçtan otomatiğe geçen sürücülerin yaptığı en büyük hatalardan biri, sol ayağı hâlâ “aktif” sanmalarıdır. Bu alışkanlık mutlaka terk edilmelidir.
3. Araç Kendiliğinden Hareket Eder: Bu Normaldir
Otomatik vites araçlar “creep” denilen bir özelliğe sahiptir. Yani vites “D” konumundayken ve ayağınız frenden çekildiğinde araç yavaşça ilerler.
Bu durum:
- Aracın arızalı olduğu anlamına gelmez
- Gaza basmadan hareket edebilmesini sağlar
- Özellikle park manevralarında büyük kolaylık sunar
Ancak bu özellik aynı zamanda bir risk barındırır. Işıklarda, trafikte veya dar alanlarda ayağın fren üzerinde olması hayati önem taşır.

4. Düşük Hızlarda Araç Asla Kendiliğinden Durmaz
Otomatik vites araçlar, belirli bir hızın altına düşseler bile tamamen durmazlar. Hafif eğimli bir zeminde veya düz yolda araç sürüklenmeye devam eder.
Bu yüzden:
- Trafikte dur-kalk yaparken freni bırakmak risklidir
- Işıkta beklerken freni bırakıp “nasıl olsa duruyor” demek yanlıştır
- Özellikle yaya geçitlerinde bu hata kazaya davetiye çıkarır
Tam duruş yalnızca tam frenle sağlanır.
5. Gaza Bastığınızda Araç Vites Küçültür
Otomatik vites araçlar, gaz pedalına basılma miktarını “güç talebi” olarak algılar. Gaza ani ve sert basıldığında sistem daha fazla tork üretmek için vites küçültür.
Bu durum:
- Motor devrinin bir anda yükselmesine
- Aracın beklenenden daha hızlı ivmelenmesine
- Öndeki araçla mesafenin hızla kapanmasına neden olabilir
Özellikle sollama veya ani hızlanma gerektiren durumlarda bu davranış mutlaka hesaba katılmalıdır. Yeterli takip mesafesi yoksa arkadan çarpma riski ciddi şekilde artar.
6. Vites Değiştirirken Fren Olmazsa Olmaz
Otomatik vites araçlarda:
- R’den D’ye
- D’den R’ye
- D veya R’den P’ye
geçerken mutlaka tam fren yapılmalıdır.
Araç hâlâ hareket halindeyken vites değiştirmenin sonucu:
- Şanzıman dişlilerinde ciddi hasar
- Tork konvertöründe aşınma
- Yüksek tamir maliyetleri
Özellikle park manevralarında acele edilmemeli, araç tamamen durduktan sonra vites değiştirilmelidir.

7. Otomatik Vites Araç Boşta Kullanılmaz
“Otomatikte N’ye alırsam yakıt tasarrufu olur” düşüncesi tamamen yanlıştır.
Boşta kullanım:
- Motor freni devre dışı kaldığı için fren yükünü artırır
- Şanzıman yağlamasını olumsuz etkiler
- Ani bir durumda hızlanma imkânını ortadan kaldırır
Modern araçlar gaz kesildiğinde zaten yakıtı minimuma indirir. Boşta gitmek ne tasarruf sağlar ne de güvenlidir.
8. Spor (S) Modunda Kalkış Yapmayın
Spor mod, performans odaklı bir sürüş için tasarlanmıştır. Bu modda:
- Vitesler daha geç büyür
- Motor daha yüksek devirlerde çalışır
- Şanzıman daha agresif tepkiler verir
Soğuk motorla veya şehir içi dur-kalk trafikte spor modda kalkış yapmak:
- Gereksiz yakıt tüketimine
- Şanzıman ve motor üzerinde ekstra yüke
- Daha hızlı mekanik aşınmaya neden olur
Spor mod, gerçekten ihtiyaç duyulduğunda kullanılmalıdır.
9. Kalkışlarda Sabırlı Olun, Aracı Zorlamayın
Otomatik vites araçlar kalkış sırasında kendi kendine hareket etmek üzere programlanmıştır. Parktan “D” konumuna aldığınızda ayağınızı frenden çekmeniz yeterlidir.
Bu aşamada:
- Gaza yüklenmek yerine aracın hareketini beklemek
- Özellikle rampalarda ani gazdan kaçınmak
- Şanzımanın yükü yumuşak şekilde almasını sağlamak
hem konforu artırır hem de şanzıman ömrünü uzatır.
10. Kontak ve Vites İlişkisini Bilin
Birçok modern otomatik vites araçta:
- Motor yalnızca “P” konumundayken durdurulabilir
- Anahtar yalnızca “P” konumundayken çıkarılabilir
“N” konumunda motor durabilir ancak anahtar çıkmaz. Kontak kapalıyken:
- Fren hidroliği devre dışı kalabilir
- Vites kolu kilitlenebilir
- Araç hareket ettirilemez hâle gelebilir
Bu yüzden aracı durdururken doğru sıralama çok önemlidir:
- Tam dur
- Fren basılıyken P’ye al
- El frenini çek
- Motoru kapat

Evde Tek Başına Filmi Hakkında Az Bilinenler: 12 Hafta Boyunca Gişede Zirvede Kalan Film
Sonuç: Otomatik Vites Kolaydır Ama Affetmez
Otomatik vites araçlar sürüşü kolaylaştırır, evet. Ancak bu kolaylık, bilinçsiz kullanıldığında ciddi maliyetlere dönüşebilir. Otomatik şanzımanlar hassas sistemlerdir ve “nasıl olsa otomatik” mantığıyla yapılan hataları uzun vadede affetmez.
Doğru kullanım alışkanlıkları edinmek:
- Daha güvenli sürüş
- Daha uzun şanzıman ömrü
- Daha düşük bakım masrafı
- Daha konforlu bir deneyim
demektir.
Direksiyon başına geçtiğinizde sadece aracı değil, sistemin nasıl çalıştığını da kullandığınızı unutmayın.
Teknoloji
Yıldırım Hareket Halindeki Bir Otomobilin Üstüne Düşerse Ne Olur?
Kış aylarında direksiyon başına geçen herkesin aklından en az bir kez geçen o tuhaf ama ürkütücü senaryo… Gökyüzü bir anda kararır, rüzgâr şiddetlenir, gök gürültüsü neredeyse aracın içindeymiş gibi yankılanır. Tam o anda, zihnin bir köşesinden şu soru yükselir: “Ya şimdi yıldırım benim arabaya düşerse?”
Filmlerde sıkça gördüğümüz, gerçekte ise pek nadir yaşanan bu olay, aslında sanıldığı kadar ölümcül değildir. En azından otomobilin içindeyseniz. Ancak bunun nedeni, halk arasında yaygın olarak düşünüldüğü gibi lastikler değildir. Asıl mesele, otomobilin metal gövdesinde ve fizik kurallarında gizlidir.
“Lastikler Kauçuk, O Yüzden Güvendeyiz” Efsanesi
Yıldırım çarpması denildiğinde en yaygın inanış şudur:
“Otomobilin lastikleri kauçuktan yapılmıştır, kauçuk elektriği iletmez, dolayısıyla bizi korur.”
Bu düşünce kulağa mantıklı gelse de gerçeği tam olarak yansıtmaz. Çünkü yıldırım dediğimiz şey, birkaç yüz voltluk bir elektrik kaçağı değildir. Bir yıldırımın taşıdığı enerji milyonlarca volt seviyesindedir ve birkaç kilometrelik hava boşluğunu delip geçerek yeryüzüne ulaşabilir.
Böylesine devasa bir enerji için:
- Birkaç santimetrelik lastik,
- Asfalt,
- Ya da plastik parçalar
hiçbir ciddi engel değildir. Yani yıldırım, lastik “iletmiyor” diye durmaz. Eğer mesele sadece lastikler olsaydı, otomobil içindeki herkes ciddi risk altında olurdu.
Asıl Koruyucu: Faraday Kafesi Etkisi
Sizi asıl koruyan şey, aracın metal gövdesidir.
Bu noktada devreye fizik derslerinden hatırladığımız ama günlük hayatta pek farkına varmadığımız bir kavram girer: Faraday kafesi.
Faraday kafesi, iletken bir yüzeyin elektrik akımını kendi dış yüzeyinden dolaştırarak iç kısmı koruması prensibine dayanır. Elektrik akımı, en kısa ve en kolay yolu tercih eder. Yani metal bir kabuğa çarptığında, içeri girmek yerine yüzey boyunca akar ve sonunda toprağa ulaşır.
Otomobilin sacdan oluşan gövdesi de bu yüzden doğal bir Faraday kafesi gibi davranır.
Yıldırım araca düştüğünde:
- Elektrik akımı tavan ya da kaput üzerinden girer,
- Kaporta boyunca yayılır,
- Kapı, çamurluk ve şasi üzerinden ilerler,
- En sonunda yerle temas eden noktalar aracılığıyla toprağa boşalır.
Bu sırada aracın içindeki yolcular, metal kabuğun “içinde” kaldıkları için büyük ölçüde güvendedir.
İçeridekiler Ne Hisseder?
Bir yıldırımın otomobile düşmesi, içeridekiler için son derece ürkütücü bir deneyim olur. Ancak çoğu zaman bu deneyim fiziksel zarardan çok psikolojik şokla sınırlıdır.
Olası hisler şunlardır:
- Çok yüksek bir patlama sesi
- Bir anlık kör edici beyaz ışık
- Araçta titreşim veya sarsıntı hissi
- Elektronik sistemlerin bir anda kapanması
Ancak metal gövde sayesinde elektrik akımı doğrudan yolcuların üzerinden geçmez. Bu nedenle kemeriniz takılıysa ve araç içindeki metal parçalara temas etmiyorsanız, ciddi bir yaralanma ihtimali oldukça düşüktür.

Peki Ya Modern Otomobiller?
İşin kritik kısmı burada başlar. Eski model, elektronik donanımı sınırlı araçlarda yıldırım çarpmasının etkisi çoğu zaman sadece dış yüzeyle sınırlı kalabiliyordu. Ancak günümüz otomobilleri artık:
- Onlarca kontrol ünitesine (ECU),
- Yüzlerce sensöre,
- Karmaşık kablolama sistemlerine,
- Dijital gösterge ve eğlence sistemlerine
sahip.
Bu da şu anlama gelir: Siz hayatta kalsanız bile, aracınız elektronik olarak ağır hasar alabilir.
Yıldırımın yarattığı elektromanyetik alan:
- Motor kontrol ünitesini,
- Fren ve direksiyon destek sistemlerini,
- Hava yastığı sensörlerini,
- Multimedya ve navigasyon sistemlerini
bir anda kullanılmaz hâle getirebilir. Bu tür hasarlar her zaman gözle görülmez; bazen araç çalışıyor gibi görünür ama ilerleyen günlerde tuhaf arızalar baş göstermeye başlar.

Cam Tavanlı ve Elektrikli Araçlar Daha mı Riskli?
Bu da sık sorulan bir sorudur. Panoramik cam tavanlı ya da elektrikli araçların yıldırıma karşı daha savunmasız olduğu düşünülür. Ancak burada da birkaç önemli ayrım yapmak gerekir.
- Cam tavanlı araçlar, genellikle camın etrafını saran metal çerçeveye sahiptir. Yani Faraday kafesi etkisi tamamen ortadan kalkmaz.
- Elektrikli araçlar, yüksek voltajlı bataryalara sahip olsalar da bu sistemler yalıtımlı ve korumalıdır. Yıldırımın doğrudan bataryaya zarar vermesi nadirdir.
Ancak her iki durumda da elektronik hasar ihtimali, klasik araçlara kıyasla daha yüksek olabilir. Çünkü sistemler daha karmaşıktır ve elektromanyetik dalgalara daha hassastır.
Yıldırım Çarpması Anında Ne Yapmalısınız?
Böylesi bir ihtimalde doğru davranış, riski daha da azaltır. Fırtınalı havalarda araç kullanıyorsanız şu noktalara dikkat etmek gerekir:
1. Camları Kapalı Tutun
Camlar açıkken yıldırım çarpması durumunda, içeriye yönlenen elektrik arkları ciddi risk yaratabilir.
2. Metal Parçalara Dokunmayın
Kapı kolları, direksiyonun metal bölümleri ya da açıkta kalan metal aksamlar risklidir.
3. Aracı Güvenli Bir Yere Çekin
Eğer fırtına çok şiddetliyse, mümkünse yol kenarında güvenli bir noktaya çekip beklemek en mantıklısıdır.
4. Tavan Üstü Donanımlardan Kaçının
Tavan bagajı, metal antenler veya bisiklet taşıyıcılar yıldırım için hedef noktası oluşturabilir.
5. Araç İçinde Kalın
Dışarı çıkmak, özellikle açık arazideyseniz, otomobilin içinde kalmaktan çok daha tehlikelidir.
Aracı “Delip Geçer mi?”
Halk arasında anlatılan hikâyelerde yıldırımın aracı deldiği, camları patlattığı, hatta motoru parçaladığı anlatılır. Gerçekte ise bu senaryolar oldukça nadirdir.
Yıldırım:
- Boyayı yakabilir,
- Anteni eritebilir,
- Kaportada küçük izler bırakabilir,
- Camlarda yüzeysel çatlaklara yol açabilir.
Ancak aracın “içine girip” yolcuları çarpması, Faraday kafesi etkisi nedeniyle istisnai durumlar dışında beklenmez.

İstatistikler Ne Diyor?
Yıldırım çarpmasına bağlı ölümlerin büyük bölümü:
- Açık arazide bulunan kişiler,
- Yüksek noktalarda yürüyenler,
- Ağaç altına sığınanlar
arasında görülür.
Otomobil içindeyken yıldırım çarpması sonucu ölüm vakaları son derece nadirdir. Bu da aracın sunduğu pasif korumanın ne kadar etkili olduğunu gösterir.
Noel’in 25 Aralık’ta Kutlanmasının Sebebi Gerçekten Hz. İsa’nın Doğumu mu?
Sonuç: Korkutucu Ama Ölümcül Değil
Hareket hâlindeki bir otomobilin üstüne yıldırım düşmesi, kulağa felaket senaryosu gibi gelse de bilimsel olarak bakıldığında sürücüler için çoğu zaman hayati bir tehdit oluşturmaz. Metal gövdenin sağladığı Faraday kafesi etkisi, insan vücudunu bu devasa enerjiden izole eder. Asıl risk, aracın elektronik sistemlerinde oluşabilecek ağır hasarlardır. Yani yıldırım çarpmasından sonra “iyiyim ama araba pert” demek, sanıldığından çok daha olasıdır. Fırtınalı havalarda dikkatli olmak, doğru önlemleri almak ve paniğe kapılmamak, bu nadir ama ürkütücü ihtimali yönetmenin en güvenli yoludur.
Teknoloji
Uygun Fiyatlı “ChatGPT Go” Türkiye’de Erişime Açıldı: İşte Fiyatı ve Özellikleri
Yapay zekâ denince akla gelen ilk platformlardan biri olan OpenAI, kullanıcı tabanını genişletmek adına önemli bir adım daha attı. Şirket, ChatGPT için uzun süredir beklenen uygun fiyatlı abonelik seçeneği ChatGPT Go’yu Türkiye’de resmî olarak erişime açtı.
Bu yeni paket, özellikle ücretsiz sürümün kısıtlamalarından bunalan ancak Plus aboneliğinin fiyatını yüksek bulan kullanıcılar için tasarlanmış gibi görünüyor. OpenAI’nin bu hamlesi, Türkiye gibi döviz kuru hassasiyeti yüksek ülkelerde ChatGPT kullanımını ciddi biçimde artırabilecek potansiyele sahip.
Peki ChatGPT Go tam olarak ne sunuyor, kimler için mantıklı ve Plus abonelikle arasındaki farklar neler?
Ücretsiz Yetmiyor, Plus Pahalı: Go Neden Ortaya Çıktı?
ChatGPT’nin ücretsiz sürümü, ilk zamanlarda çoğu kullanıcı için fazlasıyla yeterliydi. Basit sorular, kısa metinler, hızlı bilgi alma… Ancak zamanla yapay zekâ kullanım alışkanlıkları değişti. Artık kullanıcılar:
- Uzun sohbetler yapmak
- Daha karmaşık sorular sormak
- Dosya yüklemek
- Metin üretimini iş, okul ve içerik üretimi için kullanmak
istiyor.
İşte tam bu noktada ücretsiz sürüm yetersiz kalmaya başladı. Yanıt süreleri uzadı, mesaj limitleri erken doldu, yoğun saatlerde erişim kısıtlandı. Çözüm olarak sunulan ChatGPT Plus ise aylık 20 dolarlık fiyat etiketiyle özellikle Türkiye’de birçok kullanıcı için ulaşılması zor bir seviyede kaldı.
ChatGPT Go, tam olarak bu boşluğu doldurmak için konumlandırıldı.

Türkiye Fiyatı Ne Kadar?
OpenAI’nin açıkladığı bilgilere göre ChatGPT Go aboneliği şu an itibarıyla Türkiye’de aktif durumda.
- Web üzerinden aylık fiyat: 6 dolar
- Güncel kurla yaklaşık 250–260 TL
- iOS uygulaması üzerinden:
- Aylık 249,99 TL
Bu fiyatlandırma, Plus aboneliğin neredeyse üçte biri seviyesinde. Özellikle öğrenciler, serbest çalışanlar ve sosyal medya içerik üreticileri için dikkat çekici bir eşik oluşturuyor.
Neler Sunuyor?
OpenAI, Go paketi için net “şu kadar mesaj”, “bu kadar dosya” gibi rakamsal sınırlar açıklamış değil. Ancak resmî açıklamalara ve kullanım deneyimlerine göre ChatGPT Go, ücretsiz sürüme kıyasla belirgin avantajlar sağlıyor.
Go paketinde öne çıkan özellikler:
- Daha uzun sohbetler:
Aynı konu üzerinde kesintiye uğramadan devam edebilme - Daha karmaşık sorulara yanıt:
Analiz, özetleme ve detaylandırma konusunda daha stabil performans - Daha fazla dosya yükleme imkânı:
PDF, metin ve belge tabanlı çalışmalar için daha geniş tolerans - Yoğun saatlerde öncelikli erişim:
Ücretsiz sürümde yaşanan “şu anda yoğunuz” uyarıları Go’da çok daha az görülüyor - Daha tutarlı yanıt kalitesi:
Aynı sohbet içinde bağlam kaybının daha az yaşanması
Bu yönüyle ChatGPT Go, “günde birkaç kez ChatGPT kullanan” değil; her gün aktif kullanan ama profesyonel araçlara ihtiyaç duymayan kullanıcıyı hedefliyor.

ChatGPT Go ile Plus Arasındaki Farklar
En çok merak edilen sorulardan biri de bu:
“Go varken Plus’a neden ihtiyaç duyayım?”
Cevap, kullanım amacında gizli.
ChatGPT Go’da OLMAYAN özellikler:
- Özel GPT’lere erişim yok
(kişiselleştirilmiş GPT modelleri) - Sora ile metinden video üretimi yok
- Codex entegrasyonu yok
(ileri seviye yazılım geliştirme) - Gelişmiş API ve profesyonel araçlar yok
- En yeni deneysel modeller sınırlı
ChatGPT Plus hâlâ kimler için mantıklı?
- Yazılım geliştiriciler
- Profesyonel içerik üreticiler
- Video, görsel ve kod üretimini aktif kullananlar
- Günlük iş akışını ChatGPT üzerine kurmuş olanlar
Go ise daha çok “güçlendirilmiş günlük kullanım” segmentinde konumlanıyor.
Türkiye Pazarı İçin Stratejik Hamle
ChatGPT Go’nun Türkiye’de erişime açılması, OpenAI’nin bölgesel fiyatlandırma politikasında daha esnek bir döneme girdiğini gösteriyor. Döviz kuru, alım gücü ve abonelik alışkanlıkları dikkate alındığında bu paket, Türkiye’de ChatGPT kullanımını ciddi biçimde yaygınlaştırabilir.
Özellikle:
- Üniversite öğrencileri
- Freelance çalışanlar
- SEO yazarları
- Sosyal medya yöneticileri
- Küçük işletme sahipleri
için Go paketi, “lüks değil, ulaşılabilir” bir yapay zekâ aboneliği anlamına geliyor.
ChatGPT Go Kimler İçin En Mantıklı Seçenek?
Özetlemek gerekirse:
- Ücretsiz sürüm sana yetmiyorsa
- Ama Plus için 20 dolar vermek istemiyorsan
- Her gün ChatGPT kullanıyorsan
- Kod, video ya da özel GPT’lere ihtiyacın yoksa
ChatGPT Go, tam sana göre konumlanmış bir paket.

Mısır Piramitlerinin Adeta “Ben Geliyorum” Diyen Gelişim Aşamaları
Sonuç: Dengeli, Ulaşılabilir ve Yerinde Bir Ara Çözüm
ChatGPT Go, OpenAI’nin “ya ücretsiz ya da pahalı” ikilemini kırdığı ilk ciddi adım olarak değerlendirilebilir. Ne tamamen sınırsız ne de kısıtlayıcı. Ne profesyonel kullanıcıyı hedefliyor ne de sadece denemelik bir paket sunuyor.
Özellikle Türkiye gibi fiyat hassasiyeti yüksek pazarlarda, ChatGPT Go’nun kısa sürede en çok tercih edilen abonelik modeli hâline gelmesi sürpriz olmayacak.
-
Kültür-Sanat3 hafta agoMısır Piramitlerinin Adeta “Ben Geliyorum” Diyen Gelişim Aşamaları
-
Eğlence3 hafta agoEvde Tek Başına Filmi Hakkında Az Bilinenler: 12 Hafta Boyunca Gişede Zirvede Kalan Film
-
Teknoloji3 hafta agoOtomatik Vites Araba Kullanan Herkesin Bilmesi Gereken Hayati Detaylar
-
Teknoloji3 hafta agoUygun Fiyatlı “ChatGPT Go” Türkiye’de Erişime Açıldı: İşte Fiyatı ve Özellikleri
-
Teknoloji3 hafta agoYıldırım Hareket Halindeki Bir Otomobilin Üstüne Düşerse Ne Olur?
-
Kültür-Sanat3 hafta agoNoel’in 25 Aralık’ta Kutlanmasının Sebebi Gerçekten Hz. İsa’nın Doğumu mu?
-
Haberler1 hafta agoEnflasyon 2025 Yılını Yüzde 30,89 ile Kapattı: Beklentilerin Altında Gelen Aralık Verileri Ne Anlama Geliyor?
-
Spor2 hafta ago2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
