Kültür-Sanat
Violet Jessop: Titanic de Dahil Olmak Üzere Uğradığı 3 Gemi Kazasından da Sağ Çıkan Kadın
Tarihin en ilginç ve bir o kadar da şaşırtıcı hayat hikâyelerinden biri, hiç şüphesiz Violet Jessop’a aittir. “Batmaz” denilen gemilerde çalışıp, bu gemilerin yaşadığı büyük felaketlerden sağ çıkmayı başaran bu kadın, hem cesaretiyle hem de kaderiyle yıllardır konuşulmaya devam ediyor. Kimilerine göre büyük bir şansın sembolü, kimilerine göre ise uğursuzlukla anılan bir figür… Ancak gerçek şu ki, Violet Jessop’un hayatı, insanın hayatta kalma içgüdüsünün en çarpıcı örneklerinden biridir.
Zorlu Bir Çocukluk ve Denizle Tanışma
Violet Constance Jessop, 1887 yılında Arjantin’de dünyaya geldi. İrlanda kökenli bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşta ciddi sağlık sorunları yaşadı; hatta doktorlar onun hayatta kalmasının zor olduğunu bile söylemişti. Ancak o daha çocukken ilk “mucizesini” gerçekleştirdi ve hayata tutundu.
Babası hayatını kaybettikten sonra ailesi İngiltere’ye taşındı. Annesi, geçimini sağlamak için denizcilik sektöründe çalışmaya başladı. Bir süre sonra Violet da annesinin izinden giderek gemilerde görev almaya başladı. Bu karar, onu tarihe geçirecek olayların kapısını aralayacaktı.
RMS Olympic: İlk Büyük Kaza
Violet Jessop’un kariyerindeki ilk önemli dönüm noktası, White Star Line şirketine ait RMS Olympic gemisinde hostes olarak çalışmaya başlamasıyla gerçekleşti. Olympic, döneminin en büyük ve en lüks yolcu gemilerinden biriydi.
1911 yılında Olympic, İngiliz savaş gemisi HMS Hawke ile çarpıştı. Bu çarpışma, geminin ciddi hasar almasına neden oldu. Neyse ki Olympic batmadı ve büyük bir facia yaşanmadı. Ancak bu olay, Jessop’un hayatındaki üç büyük deniz kazasının ilki olarak kayıtlara geçti.
Bu kazadan sonra birçok kişi denizcilikten uzaklaşmayı tercih ederdi. Ancak Violet Jessop için bu sadece bir başlangıçtı.
Titanic: “Batmaz” Denilen Gemide Hayatta Kalmak
1912 yılında Jessop, tarihin en ünlü gemilerinden biri olan Titanic’te görev almaya başladı. Titanic, o dönemde “batmaz gemi” olarak lanse ediliyordu. Lüksü, büyüklüğü ve teknolojisiyle insanlık tarihinin en iddialı projelerinden biriydi.
Ancak 14 Nisan 1912 gecesi, Titanic bir buzdağına çarptı. Sadece birkaç saat içinde, insanlığın en büyük deniz felaketlerinden biri yaşandı. Gemideki 2.200’den fazla insandan yaklaşık 1.500’ü hayatını kaybetti.
Violet Jessop ise bu felaketten sağ kurtulan nadir insanlardan biriydi.
O gece yaşadıklarını yıllar sonra anlattığında en dikkat çekici detaylardan biri şuydu: Filikalardan birine binerken, bir görevli kucağına bir bebek bırakmıştı. Jessop, soğuk ve kaos dolu saatler boyunca bebeği korudu. Ertesi gün, kimliği belirsiz bir kadın gelip bebeği sessizce kucağından aldı ve hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.
Bu olay, onun hayatındaki en gizemli anlardan biri olarak kaldı.
Titanic faciasından sonra birçok insan denizden tamamen uzaklaşmayı tercih etti. Ancak Jessop, şaşırtıcı bir şekilde hayatına devam etti ve denizcilikten vazgeçmedi.
HMHS Britannic: Bir Kez Daha Ölümün Kıyısından Dönüş
Titanic faciasından sadece birkaç yıl sonra, dünya Birinci Dünya Savaşı’nın içine sürüklendi. White Star Line’a ait bir diğer dev gemi olan Britannic, bu süreçte hastane gemisine dönüştürüldü.
Violet Jessop bu kez hemşire olarak Britannic’te görev aldı.
1916 yılında Britannic, Ege Denizi’nde bir mayına çarparak büyük bir patlama yaşadı. Gemi hızla batmaya başladı. Titanic’ten farklı olarak, bu batış daha hızlı ve daha kontrolsüz gerçekleşti.
Jessop, bu felaketten de sağ kurtulmayı başardı. Ancak bu kez yaşadığı tecrübe çok daha tehlikeliydi. Filikaya bindiği sırada geminin pervanelerine çekilme tehlikesi yaşadı. Son anda suya atlayarak hayatta kaldı, ancak başını çarparak ciddi şekilde yaralandı.
Yıllar sonra yapılan bir kontrolde, o gün kafatasında oluşan bir çatlak olduğu ortaya çıktı.
“Uğursuz Kadın” mı, Yoksa Olağanüstü Bir Survivor mı?
Violet Jessop’un hikâyesi yıllardır iki farklı şekilde yorumlanıyor. Bazı insanlar onun bulunduğu gemilerin peş peşe felaket yaşamasını “uğursuzluk” olarak değerlendiriyor. Hatta eski denizcilik inanışlarında gemide kadın bulunmasının uğursuzluk getirdiği düşüncesi, bu hikâyeyle sık sık ilişkilendiriliyor.
Ancak bu bakış açısı, daha çok mizahi ve yüzeysel bir yorumdan ibaret.
Gerçek şu ki, Violet Jessop’un hikâyesi bir “uğursuzluk” hikâyesi değil, bir hayatta kalma hikâyesidir. Aynı dönemde denizcilik sektörü oldukça riskliydi. Teknolojik yetersizlikler, savaş koşulları ve güvenlik eksiklikleri, bu tür kazaların yaşanmasını kaçınılmaz hale getiriyordu.
Jessop’un üç büyük kazadan sağ çıkması ise tamamen soğukkanlılığı, hızlı karar verme yeteneği ve güçlü hayatta kalma içgüdüsüyle açıklanabilir.
Korkusuzluk mu, Mecburiyet mi?
En çok merak edilen sorulardan biri şudur:
Titanic gibi bir felaketten kurtulan biri, nasıl olur da tekrar gemiye biner?
Bu sorunun cevabı aslında oldukça basit. Violet Jessop için bu bir macera değil, bir meslekti. Geçimini sağlamak zorundaydı. O dönemde kadınlar için iş imkanları sınırlıydı ve denizcilik, düzenli gelir sağlayan nadir alanlardan biriydi.
Ayrıca Jessop’un karakteri de bu noktada önemliydi. O, korkularıyla yaşayan biri değil, onları aşan biriydi. Belki de onu hayatta tutan en büyük özellik buydu.
Hayatının Son Yılları
Violet Jessop, yaşadığı tüm bu olaylara rağmen uzun bir ömür sürdü. Denizcilik kariyerine yıllarca devam etti. Daha sonra emekli olarak sakin bir hayat yaşamayı tercih etti.
1971 yılında, 83 yaşında hayatını kaybetti.
Geride ise tarihin en sıra dışı yaşam öykülerinden birini bıraktı.
Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır Atasözünün Hikâyesi
Sonuç
Violet Jessop’un hikâyesi, ilk bakışta bir tesadüfler zinciri gibi görünebilir. Ancak derinlemesine bakıldığında, bu hikâye insanın dayanıklılığını, cesaretini ve hayatta kalma gücünü anlatır.
Üç büyük deniz kazası…
İki batık gemi…
Ve hepsinden sağ çıkan tek bir kadın…
Belki de asıl soru şu:
Sorun gerçekten Violet’te miydi, yoksa o dönemin kırılgan dünyasında mı?
Cevap ne olursa olsun, Violet Jessop’un adı tarihe çoktan yazıldı. Ve onun hikâyesi, insanın en zor anlarda bile ayakta kalabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri olarak anlatılmaya devam edecek.