Haberler
Enflasyon 2025 Yılını Yüzde 30,89 ile Kapattı: Beklentilerin Altında Gelen Aralık Verileri Ne Anlama Geliyor?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayına ilişkin açıkladığı tüketici ve üretici fiyat endeksi verileri, 2025 yılının enflasyon karnesini ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, yılın son ayında hem aylık hem de yıllık bazda beklentilerin altında kalan bir enflasyon görünümüne işaret ederken, fiyat artışlarında ivme kaybının sürdüğünü gösterdi.
Aralık Ayı Rakamları Ne Diyor?
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşti. Böylece enflasyon, 2024 yılına kıyasla belirgin bir düşüş kaydederken, piyasa beklentilerinin de hafif altında kaldı.
Aylık bazda enflasyon ise yüzde 0,89 ile ölçüldü. Bloomberg HT’nin gerçekleştirdiği anketlerde aylık enflasyon beklentisi yüzde 0,97, yıllık beklenti ise yüzde 31 seviyesindeydi. Bu açıdan bakıldığında Aralık verileri, piyasanın öngördüğünden daha ılımlı bir tablo sundu.
Çekirdek Enflasyon Ne Diyor?
Gıda, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altın gibi oynak kalemlerin dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon (C endeksi) yıllık bazda yüzde 31,08 olarak açıklandı. Çekirdek enflasyonun manşet enflasyona yakın seyretmesi, fiyat artışlarının daha genele yayılan bir yapıdan yavaş yavaş çıkmaya başladığına dair yorumlara neden oldu.
Ekonomistler, çekirdek enflasyondaki sınırlı gerilemenin özellikle hizmet fiyatlarındaki yavaşlama ile ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.
Üretici Fiyatlarında Daha Belirgin Düşüş
TÜİK verileri, üretici fiyatlarında tüketiciye kıyasla daha hızlı bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor. 2025 yılı genelinde üretici fiyatları yıllık bazda yüzde 27,67 arttı. Aralık ayında ise üretici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 0,75 ile sınırlı kaldı.
Bu tablo, maliyet baskılarının özellikle sanayi ve imalat tarafında hafiflediğini gösteriyor. Uzmanlara göre üretici tarafındaki bu rahatlama, gecikmeli olarak tüketici fiyatlarına da yansıyabilir.
Ekonomi literatüründe sıkça vurgulanan bu ilişki, 2026’nın ilk ayları için daha iyimser beklentilerin oluşmasına neden oldu.
Gıda, Ulaştırma ve Konut: Enflasyonu Sürükleyen Üçlü
Yıl boyunca fiyat artışlarının sürükleyici unsurları değişmedi. TÜİK’in açıkladığı ana harcama grupları içinde en yüksek ağırlığa sahip üç kalemde yıllık değişimler dikkat çekti:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %28,31
- Ulaştırma: %28,44
- Konut: %49,45
Bu üç grubun yıllık değişime etkisi toplamda oldukça yüksek oldu. Özellikle konut grubundaki artış, kira ve enerji maliyetlerinin hâlâ önemli bir baskı unsuru olduğunu gösterdi.
Aylık bazda ise ulaştırma grubunda yaşanan düşüş, akaryakıt fiyatlarındaki düzeltmenin etkisini ortaya koydu. Gıda tarafında ise mevsimsel etkiler ve işlenmemiş ürünlerdeki gerileme sınırlı bir rahatlama sağladı.
Aylık Değişimlerde Dikkat Çeken Detaylar
Aralık ayındaki aylık değişimlere bakıldığında tablo biraz daha dengeli:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %1,99 artış
- Ulaştırma: %1,03 azalış
- Konut: %1,39 artış
Ulaştırma grubunda görülen düşüşte, akaryakıt fiyatlarında yılın son ayında yaşanan düzeltmenin etkili olduğu belirtiliyor. Gıdada ise işlenmemiş ürünlerdeki gerileme, kırmızı et fiyatlarındaki artış nedeniyle sınırlı kaldı.
Hizmet Enflasyonu Üç Yılın En Düşük Seviyesinde
Aralık ayı verilerinde en dikkat çeken başlıklardan biri de hizmet enflasyonu oldu. Hizmet fiyatları aylık bazda yüzde 0,89 artarak son üç yılın en düşük aylık artış oranına geriledi.
Bu gelişme, özellikle kira, lokanta-otel ve ulaştırma hizmetlerinde fiyat artış hızının yavaşladığına işaret ediyor. Uzmanlara göre hizmet enflasyonundaki bu düşüş, sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin artık daha net hissedilmeye başladığını gösteriyor.
TCMB’nin Beklentileriyle Uyumlu Bir Sonuç
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son raporlarında 2025 yılı için fiyat artış tahmin aralığını yüzde 31–33 olarak güncellemişti. Açıklanan gerçekleşme, bu aralığın alt sınırına oldukça yakın bir noktada kaldı.
Aralık ayı Para Politikası Kurulu toplantı özetlerinde de, fiyat artışlarının öngörülenden daha ılımlı gelebileceğine yönelik değerlendirmelere yer verilmişti. Özellikle gıda fiyatlarında Kasım ayında başlayan olumlu seyrin Aralık’ta da sürdüğü vurgulanmıştı.
Öncü Göstergeler de Aynı Yönde Sinyal Verdi
Aralık ayı için açıklanan öncü göstergeler de TÜİK verileriyle büyük ölçüde örtüştü. İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 1,23, yıllık bazda ise yüzde 37,68 olarak gerçekleşti.
Türk-İş’in gıda verileri de aylık bazda yüzde 1,06, yıllık bazda yüzde 40,15 seviyesine gerileyerek fiyat artış hızında yavaşlamaya işaret etti.
Bu veriler, Aralık ayında fiyat hareketlerinin daha kontrollü seyrettiğini teyit etti.
Emekli ve Memur Zamları Açısından Ne Anlama Geliyor?
Yılın son verileriyle birlikte emekli ve memur maaş artışlarında dikkate alınacak oranlar da netleşmiş oldu. Özellikle hizmet grubundaki yavaşlama, ücret artışlarının reel etkisi açısından kritik bir rol oynuyor.
Ekonomi yönetimi, 2026 yılında fiyat istikrarına yönelik adımların daha belirgin sonuçlar üretmesini hedefliyor. Bu çerçevede iç talep dengelenmesi, kredi politikaları ve mali disiplin ön plana çıkmaya devam edecek.
2026 Dünya Kupası Bileti Nasıl Alınır? FIFA Tüm Aşamaları Tek Tek Açıkladı
Genel Değerlendirme
2025 yılının son verileri, fiyat artış hızında belirgin bir düşüş eğiliminin oluştuğunu gösteriyor. Aylık ve yıllık bazda beklentilerin altında kalan rakamlar, ekonomik programın etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte uzmanlar, konut ve hizmet gruplarında yapısal sorunların tamamen ortadan kalkmadığını ve 2026 boyunca dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Yine de yılın kapanışı, piyasa açısından “beklenenden daha dengeli” bir tablo sunuyor.
Sonuç olarak açıklanan veriler, 2025’in ekonomik açıdan belirsizliklerle dolu ama aynı zamanda dengelenme sinyalleri veren bir yıl olarak kayda geçtiğini gösteriyor. Fiyat artış hızındaki yavaşlama, tek başına refah artışı anlamına gelmese de öngörülebilirliğin güçlenmesi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde atılacak adımların kalıcılığı, sadece rakamların değil, hanehalkının günlük hayatında hissedilen etkilerin de belirleyici olacağı yeni bir sürecin kapısını aralıyor. Ekonomide asıl sınavın, bu kazanımların sürdürülebilirliğinde yaşanacağı görülüyor.