Kültür-Sanat
Ada Lovelace: Dünyanın İlk Bilgisayar Programını Yazan Kadın
- 19.yüzyılın ortalarında, sanayi devrimi Avrupa’yı dönüştürürken henüz ortada ne bilgisayar vardı ne de yazılım kavramı. Elektrik günlük hayata yeni yeni giriyor, makineler buhar gücüyle çalışıyor, matematik ise çoğunlukla soyut bir bilim dalı olarak görülüyordu. İşte tam bu dönemde, henüz icat edilmemiş bir makine için program yazan bir kadın vardı: Ada Lovelace.
Bugün “dünyanın ilk bilgisayar programcısı” olarak anılan Ada Lovelace, yalnızca bir algoritma yazmakla kalmadı; makinelerin bir gün yalnızca hesap yapmakla sınırlı kalmayacağını, komutlarla yönlendirilebileceğini ve sembolleri işleyebileceğini öngördü. Onun bu vizyonu, modern bilişim çağının temellerinden biri olarak kabul ediliyor.
Şairin Kızı, Matematiğin Çocuğu
Ada Lovelace, 10 Aralık 1815’te Londra’da Augusta Ada Byron adıyla dünyaya geldi. Babası, dönemin ünlü romantik şairi Lord Byron’dı. Annesi Anne Isabella Milbanke ise matematiğe yatkın, disiplinli ve entelektüel bir aristokrattı.
Evlilikleri uzun sürmedi. Lord Byron, Ada henüz birkaç haftalıkken İngiltere’yi terk etti ve kızını bir daha hiç görmedi. Ada’nın yetiştirilmesi tamamen annesine kaldı.
Anne Isabella, kızının babasına benzemesinden korkuyordu. Byron’un hayalci ve duygusal kişiliğinin Ada’da tekrar etmesini istemedi. Bu nedenle onu matematik, mantık ve fen bilimleriyle büyüttü. 19. yüzyıl İngiltere’sinde aristokrat kız çocuklarının müzik ve edebiyat eğitimi alması normaldi; ancak ileri düzey matematik eğitimi alışılmış bir durum değildi.
Ada, küçük yaşlardan itibaren özel dersler aldı. Dönemin saygın bilim insanları Mary Somerville ve Augustus De Morgan gibi isimlerden eğitim gördü. Bu sayede hem matematiksel düşünceyi öğrendi hem de entelektüel çevrelere erken yaşta dahil oldu.
Charles Babbage ile Tanışma
Ada’nın hayatındaki en önemli dönüm noktası, 1833 yılında Charles Babbage ile tanışması oldu. Babbage, “Difference Engine” (Fark Makinesi) adını verdiği, otomatik hesap yapabilen mekanik bir makine üzerinde çalışıyordu.
Ada henüz 17 yaşındaydı. Babbage ise dönemin en sıra dışı matematikçilerinden biriydi. Genç Ada, Babbage’ın makinesini gördüğünde yalnızca teknik bir icat görmedi; onun potansiyelini fark etti.
Babbage’ın daha sonra tasarladığı “Analytical Engine” (Analitik Motor) ise çok daha iddialıydı. Bu makine, delikli kartlarla komut alabilecek ve farklı işlemleri sıralı şekilde yapabilecekti. Henüz tamamlanmamış bir tasarımdı ama Ada, bu makinenin hesaplamanın ötesine geçebileceğini düşündü.
Dünyanın İlk Bilgisayar Programı
1842 yılında İtalyan matematikçi Luigi Menabrea, Babbage’ın Analitik Motor’u hakkında Fransızca bir makale yayımladı. Ada, bu makaleyi İngilizceye çevirdi.
Ancak yaptığı iş yalnızca bir çeviri değildi. Metne kendi notlarını ekledi. “A’dan G’ye” uzanan bu notlar, orijinal makaleden daha uzun ve daha derindi.
Özellikle “Not G”, tarihe geçti. Ada burada, Analitik Motor’un Bernoulli sayılarını nasıl hesaplayabileceğini adım adım anlattı. Bu anlatım; değişkenler, döngüler ve işlem sıraları içeriyordu. Yani bugün “program” dediğimiz yapının ilk örneğiydi.
Makine henüz inşa edilmemişti. Ama Ada, o makine çalışıyormuş gibi bir algoritma yazmıştı. Bu nedenle Ada Lovelace, dünyanın ilk bilgisayar programını yazan kişi olarak kabul edilir.
Hesap Makinesinden Fazlası
Ada’nın asıl dehası, yalnızca matematiksel algoritma yazmasında değil; makinenin doğasını kavrayışındaydı.
Notlarında şu düşünceyi ortaya koydu:
Analitik Motor yalnızca sayılarla sınırlı değildir. Eğer semboller matematiksel kurallarla ifade edilebilirse, makine bunları da işleyebilir.
Bu cümle, modern bilgisayar anlayışının temelidir. Bilgisayarların metin, müzik, görüntü ve veri işleyebilmesinin ardındaki mantık, tam olarak budur.
Ada, 1843 yılında, bilgisayarların bir gün müzik besteleme ya da karmaşık desenler üretme kapasitesine sahip olabileceğini yazdı. O dönemde elektrikli devreler yoktu, transistör icat edilmemişti. Ama Ada Lovelace, genel amaçlı programlanabilir makine fikrini kavramıştı.
Evlilik ve Soyadı
Ada, 1835 yılında William King ile evlendi. 1838’de eşi “Earl of Lovelace” unvanını aldı ve Ada da “Countess of Lovelace” oldu.
Bu nedenle tarihte Ada Lovelace adıyla anılır. Resmi adı Ada King, Countess of Lovelace olsa da bilim dünyasında kısaca Ada Lovelace olarak bilinir.
Kısa Ama Etkili Bir Hayat
Ada Lovelace, hayatı boyunca sağlık sorunları yaşadı. 1852 yılında, yalnızca 36 yaşındayken rahim kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.
Ölümünden sonra çalışmaları uzun süre unutuldu. Babbage’ın Analitik Motor’u inşa edilemediği için Ada’nın yazdıkları teorik bir hayal gibi görüldü.
Ancak 20. yüzyılın ortalarında, elektronik bilgisayarlar geliştirilmeye başladığında Ada’nın notları yeniden keşfedildi. 1950’lerde mühendisler onun yazdıklarını incelediklerinde, kavramsal olarak modern programlamayla örtüştüğünü fark ettiler.
Modern Dünyada Ada Lovelace
Ada’nın etkisi zamanla daha görünür hale geldi:
- 1980’lerde ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir programlama dili “Ada” adıyla anıldı.
- Her yıl Ekim ayında düzenlenen Ada Lovelace Day, bilim ve teknoloji alanındaki kadınları onurlandırmak amacıyla kutlanıyor.
- Bilgisayar tarihi kitaplarında Ada Lovelace, programlama kavramının öncüsü olarak yer alıyor.
Bugün yazılan her kod satırı, dolaylı olarak onun ortaya koyduğu programlama mantığının devamıdır.
Neden Hâlâ Önemli?
Ada Lovelace’in önemi yalnızca “ilk kadın programcı” olmasından kaynaklanmaz. Onu özel kılan, hayal gücü ile matematiği birleştirmesidir.
Babası bir şairdi; o ise bilimi seçti. Ama şiirsel hayal gücünü kaybetmedi. Matematiksel bir makinenin sanatsal üretim yapabileceğini düşünmesi, yaratıcılıkla analitiğin birleşimidir.
Bugün yapay zekâdan kuantum bilgisayarlara kadar pek çok teknoloji, Ada’nın öngördüğü “genel amaçlı sembol işleme” fikrinin üzerine inşa ediliyor.
Oyuncu Kanbolat Görkem Arslan Kimdir? 45 Yaşında Hayatını Kaybetti
Sonuç
Ada Lovelace, bilgisayarlar ortada yokken onların nasıl çalışabileceğini tasarladı. Var olmayan bir makine için algoritma yazdı.
Onun hikâyesi yalnızca bilim tarihinin bir anekdotu değildir. Aynı zamanda vizyonun, cesaretin ve entelektüel merakın hikâyesidir.
Dünyanın ilk bilgisayar programını yazan kadın olarak anılan Ada Lovelace, 19. yüzyılda attığı adımlarla 21. yüzyılın dijital dünyasına yön verdi.
Bugün teknolojiyle çevrili bir yaşam sürüyorsak, bunun temelinde 1843’te yazılmış birkaç sayfalık notun payı olduğunu unutmamak gerekir.